16 Eylül 2010 Perşembe

Homeofis iş fikri: Seninbebeklerin.com

Seninbebeklerin.com sitesini ziyaret edince, bu tıpa tıp sahibine benzeyen kişiye özel örme bebekleri görünce şaşırıyorsunuz. İçinizden “ne şahane” diye geçirirken, “acaba nedir bunlar” diye biraz daha araştırma yapıyorsunuz nette. Sevdiklerine orjinal hediyeler vermek isteyenler için bir alternatif olarak düşünülmüş bu şahane amigurumi bebekler meğer bir çok marifetli ev hanımı tarafından üretilip internet üzerinden satılıyormuş.
Seninbebeklerin.com da bu marifetli hanımlardan biri olan Dilek Uçar’a ait. Dilek Hanım hem sitesi üzerinden sipariş alıyor hem de kişisel blogu http://seninbebeklerin.blogspot.com/ üzerinden onu heycanla takip eden okuyucuları ile amigurumi maceralarını paylaşıyor.
Seninbebeklerin.com gibi daha bir çok hünerli elleri görebiliyoruz internette. Nitekim Star Gazetesi geçen haftalarda “amigurumi hanımları” üzerine bir makale de yayınlamış.
Evden örme bebekler üreterek, farklı hayallere yelken açan diğer hikayeleri merak ediyorsanız, buyrun efendim:
Japonlar ‘Oyuncak örmek sanattır’ deyip adını amigurumi koymuş. Sevimli karaktere bürünüp de karşımıza çıkan bu oyuncakların çocuklardan sonra yeni gözdesi yetişkinler. Kimi çocuğuna oynaması için kimi de aile bütçesine katkı sağlamak için ilgi duymuş bu sanata.. Gelin, bu sanatı daha yakından tanıyalım.
Çoğumuzun plastik bebeklerle oynadığı 80’li yıllarda yurtdışından gelen ağlayan bebekler ve Barbie’ler çok popülerdi. Onlara sahip olanlar, o dönem adeta altın değerindeki bu bebeklerle yaşıtlarına caka satardı. Yıllar geçti, zaman da oyuncaklar da değişti. Şimdiki çocuklar aklınıza gelen hatta gelmeyen her türlü oyuncağa kolayca ulaşabiliyor. Hal böyle olunca tek ve kişiye özel olanlar değer kazanıyor. Kimbilir belki de bu yüzden Amigurumi giderek popülerleşiyor. ‘O da ne?’ dediğinizi duyar gibiyiz. AmigurumiJaponların tığ veya şişlerle oyuncak örme sanatına verdikleri isim.
Tığ ya da şişle yapılan Amigurumi aslında örgü örenlerin iyi bildiği sık iğne diye tabir edilen tekniğin oyuncağa uyarlanmış hali. Sadece bebek değil tabii… Tavşandan ördeğe, küçük kızlardan şekerlere kısacası her şeyin örgüsünü yapıyor amigurumi meraklıları. İşi öyle ileriye götürenler var ki çizgi film kahramanlarının neredeyse birebir örgüsünü örmüşler. İnternet üzerinde neredeyse her dilde amigurumi örneklerinin verildiği siteler mevcut. El emeği, göz nuru ürünlerin satıldığı etsy.com ile fotoğraf paylaşım sitesi flickr.com’da bu işte uzmanlaşmış pek çok kişinin yaptığı çalışmaları bulabilirsiniz.
Bizde de meraklısı artıyor
Amigurumi ile ilgili Türkçe birçok site mevcut. Hayal arkadaşlarım ise amigurumi hakkında detaylı bilgi bulabileceğiniz Türkçe sitelerin başında geliyor. Amigurumi’ye yeni başlayanlara yol gösteren sitede amigurumi temel şemasıyla örgüde artırma ve eksiltmenin nerede yapılacağının mantığı anlatılıyor. Göz atmakta fayda var.
Betül Kuyumcu evde hobi olarak başlayıp işe dönüştürdüğü amigurumi örneklerinihttp://orguoyuncaklar.blogspot.com/ adresindeki blogunda sergiliyor. etsy’de gördüğü bir kolyeyi örerek işe başlayan Kuyumcu giderek profesyonelleşmiş. Kuyumcu’nun örgü konusundaki gelişimini de görebileceğiniz sitede yaptığı işleri zincir sayısından şiş numarasına kadar anlatıyor. Kuyumcu istenildiği takdirde kişiye özel oyuncaklar da yapıyor. Annelik, el becerileri, çocuklar konularından haberler içeren çocukla çocuk sitesinde de birçok örgü oyuncak örneği ve bunların yapılışı yer alıyor.
Evlat Çocuk Atölyesi ise amigurumi’yi profesyonel bir işe dönüştürenlerden. Özlem Er, Nesrin ve ZeynepUnutmaz adlı üç kuzenin bir araya gelerek kurdukları Evlat Çocuk Atölyesi’nde sipariş üzerine örgü bebekler yapılıyor. Kendilerine verilen fotoğraflardan yola çıkarak ördükleri bebekleri beş gün içinde tamamlayan kuzenler; saç tokası, ayakkabı ya da en sevdiğiniz giysinizi bile ördükleri bebeklere ekliyor. Ayrıca 10 MarifetBelgin Güven,  Anne Kaz ve Örgü Oyuncakçı Nine internet sitelerinden de örgü oyuncaklarla ilgili örnekler bulabilirsiniz.
Kaynak: Star Gazetesi, 14 Mart 2009

Homeofis iş fikri: Kişiye özel çikolatalar

Üzerinde kişisel resimler olan ve özel mesajların yazdığı çikolataları mutlaka görmüşsünüzdür. Bir nişan ya da nikah töreninde nikah şekeri niyetine, belki de bir bebeğin hoşgeldin şekerlemeleri arasında rastlamış olabilirsiniz. Belki de bir bayram alışverişi için girdiğiniz mağazada size tutulan bayram şekerleri arasında mağazanın kendi logosuyla kaplı o çikolatalar dikkatinizi çekmişti.
Aslında hepsi aynı mantıktan geçerek karşımıza çıkıyor. Son dönemlerin trendi :“Kişiselleştirilmiş çikolatalar”
İşfikrim.org sitesi, tam da bu konuda birşeyler yazmaya karar verdiğimiz bir zamanda aşağıdaki bu haberi yayınlamış. Biz de size Homeofis çalışarak internetten online siparişle, kişiye özel çikolatalar hazırlayan ve işinde son derece başarılı olan Sevda Gücümen’in Smiling Chocolates markasından bahsetmek istiyorduk. Smiling Chocolates – Gülümseyen Çikolatalar markası Elit Çikolata’dan temin ettiği hazır çikolatalar ile bu işi 4-5 senedir yapıyor. Aşağıdaki yazıda ise çikolataları dışardan temin etmek yerine kendinizin hazırlayabileceği başka bir yöntemden bahsedilmiş.
Homeofis iş fikirlerine iyi bir örnek olacağını düşündüğümüz bu makaleyi sizlerle de paylaşmak istedik…
Çikolataya logo,slogan işlenmesi. Hedef: Şirket ve markalar
Amerika’da çikolata üzerine logo ve slogan işlemek kazançlı bir iş fikri ve özellikle bayan girişimcilerin gözdesi.
Örneğin, şirketinizde toplantınız var ve üyeler toplantıya katılacak. Çikolata yapımcısına siparişinizi veriyorsunuz. Yüz adet mesela.
Üretici oturuyor; bilgisayarda bir metin hazırlıyor. Şirketin logosunu da yerleştiriyor metne. Kalıplar, eski matbaacıların “hurufat” dediği dizgi harflerinin blok olarak tersten bağlanması şeklinde. Tek fark harflerin metalden değil; teflon kaplı plastikten olması. Bazı imalatçılar ise baskıyı değil “polikarbonat” kalıpları tercih ediyor. Her ikisinde de ayrıntılar çikolata üzerine aynen “hakkedilmiş” oluyor. Yani çikolata kütlesi üzerine oyuluyor ya da kalıba akıtılıyor.
Yeni bir girişim örneği
Bayan girişimcilerin başarıyla hayata geçirebilecekleri bir iş fikri. Çok büyük yatırım bütçesi de gerekmiyor. Başlangıçta öyle karmaşık makinelere gerek yok: Bir yoğurma ünitesi; ezme silindiri ve de kalıplar için gerekli materyal yeterli. Bilgisayar üzerinden kalıp hazırlanması ise işin bir başka kolay tarafı. Yani yeni teknikte harfleri dizmek yok. Basılacak görüntüyü Cad-Cam’ e verdiğinizde dişi konturlu stampa ya da hazır kalıp bir süre sonra elinizde.
Piyasada pastacılar ve çikolata meraklıları için ithal edilmiş “kuvertür” adı verilen hazır çikolata karışımları var. Blok ya da granül olarak yerli firmalar da üretiyor bunları. Önce blokları “benmari” usulüyle; yani sıcak su içine yatırılmış bir kapta istediğiniz kıvamda yumuşatıp; silindirden geçiriyorsunuz. Amaç kitleyi homojen hale getirip hava kabarcıklarını yok etmek.
Sonra, yumuşayıp belli bir kıvama gelen çikolatayı kalıplara döküyorsunuz. Yumuşatma işlemi elde edeceğiniz kıvama göre 27 dereceden başlayıp yukarı doğru gidiyor. Tam 37 derece akışkanlığın başladığı eşik. Ortamın sıcaklığı da önemli. Son işlem ise malum baskı işi.
http://www.evdeofis.com/wp-content/uploads/2009/03/choco.jpg
Pazarlama sorunu yok
Özellikle hedef kitleniz amblem, logo ve promosyon amaçlı faaliyetlerde şirket ya da reklâm ajansları. Bayram kutlamaları, kandiller, nişan ve nikâh gibi her yerde kullanılabilecek şık ve lezzetli objeleri yaratmak sizin sanat duyarlılığınıza kalmış. Standart baskıları hemen her yerde satma şansınız var. İsterseniz sipariş esasına göre de çalışabilirsiniz.
Görüntüleri şık ambalajla takviye etmek istiyorsanız eğer, biraz daha yatırım yapmanız gerekiyor. Önemli olan, üretimdeki incelikleri öğrenmek ve bunları defalarca prova ettikten sonra kendinize özgü en iyi imalat tekniğini bulmak.
Üretimde titiz çalışmak esas; ayrıntılara dikkat edildiği sürece kaliteli sonuçlar ortaya çıkıyor. Otomatik sistem ve makine yatırımı yapmadan önce işe el becerileriyle yön vermek en iyisi. Birkaç spatula, termometre, mikser ve benmari küveti başlangıç için yeterli. Sonra işin kendiliğinden büyüyüp gelişmesine geliyor sıra zaten.
İş fikri ilginizi çektiyse www.chocologo.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kadınlar için homeofis işler

Ekonomik krizlerde işsiz kalan kadınlar, içindeki girişimciyi keşfedince ‘evden çalışmak’ kavramı doğdu.
Uzmanlara göre ev-ofiste başarının ilk koşulu iyi bir iş fikri. Başlangıç için de internete bağlanmak şart.
İş hayatındaki kadınların başlıca iki derdi var; biri erkek egemen yapı, diğeri ise ekonomik krizler. Özellikle 1999 yılında başlayıp, etkileri halen hissedilen ekonomik sarsıntıların ardından en çok yarayı alan yine kadınlar oldu. İşsiz kaldık, iş bulamadık, ekonomik özgürlüğümüzü bu krizler ve erkekler birçok kez elimizden aldı.
Sonuçta, işsiz kalan eğitimli, yetenekli ve akıllı kadınların çoğu kendine yeni bir yol çizmek zorunda kaldı. Hatta, öylesine zekice bir yol buldular ki, şimdi fırsat çıksa da, asıl işlerine geri dönmüyorlar.Tutundukları dal; İngilizcesi “home – office”, Türkçe’de ise, tam bir karşılık konulmasa da, şimdilik “ev ofisi” denilen yöntem. Daha önce çalıştıkları alanda, ya da hiç tanımadıkları bir iş dalında maceraya yelken açıp, evin bir kısmını atölye ya da ofis haline getirip, “para ve prestiji evden kazanan” kadınlar, herkese meydan okuyor; en başta da ev kadınlığına ve 09.00 – 17.00 sistemiyle çalışmaya…
Peki, işsiz kadınlar evden hangi işleri yapabilir, nasıl bir yol izlemeliler? Evden çalışan profesyonel iş kadınları neler öneriyor? Dört gün boyunca evinizde yapacağınız işleri irdeleyeceğimiz bu dizi sonunda, mevcut işlerinizden ayrılıp, kendi işinizin patronu olmak isteyebilirsiniz. Home – office kadınları mutlu, özgür ve zengin olacağınızı garanti ediyor.
Psikoterapist Nathaniel Branden “Kadının Özgüveni” isimli kitabında şöyle diyor: “Bir kadın bir diğerinden daha zeki ve daha farklı fikirlere sahip ama daha az başarılı olabilir. Başka bir kadın ise kendi fikirlerini çok daha fazla ciddiye aldığı için onları besler, geliştirir ve işyerinde kabul ettirmek için savaşır. Fark beyin gücünde değil, gayret ve motivasyonda, yani kendini adamada yatar.”
Her şey doğru ve gerektiği gibi yapılsa bile, ilk fikirle kazanmak her zaman mümkün olmayabiliyor. İlk zaferden önce birçok fikir bulmak ve sunmak zorunda kalındığı gibi, çoğu için günler, hatta aylar boyunca verilen tüm uğraşlar çöpe atılabiliyor.
Unutmamalı, sabır, üstün başarılı insanların en belirleyici özelliğidir.
İlk başarısızlıkta yılmayınBaşarısız olunsa da üzülmeye gerek yok çünkü kurulan her işletmenin neredeyse yüzde 90′ı ilk 5 yıl içinde kapanıyor. Bu nedenle, kendi işini kurmak isteyen kadınlara ilk dileğimiz: İyi şanslar…

Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi’nin (ABİGEM) verdiği bilgileri göre, Türkiye’de kadının zorunlu çalışma hayatına katılımı 1955 yılından 2001 yılına kadar yüzde 72′den yüzde 28′e kadar indi. Kadın iş gücünün çalışma hayatına katılımı azalarak devam etmekte. Nüfusun yüzde 11-12’sini çalışan kadınlar oluşturuyor ve bunlardan yalnızca yüzde 7’si işveren.
Amaç, kadınların çalışma hayatına katılımını artırabilmek olduğu kadar, işsiz kalmış ya da hayalindeki iş ortamını bulamayan kadınların kendi fırsatlarını yaratabilmelerini sağlamak.
Sermayeniz kısıtlıysa en cazibi evden çalışmakGirisimcilik.org‘un kurucularından, ekonomist Aysan Doğaner, evinde iş kuran kadınların en belirleyici özelliklerinin başında, çalışma sistemine karşı durmaları geldiğini söylüyor. Ücretli olmanın ve saatlere bağımlı çalışmanın, yeteneklerinin ve potansiyelinin farkında olan birçok kadın için dezavantaj yaratabileceğini söyleyen Doğaner, şöyle devam ediyor:
Ne değil, nasıl?

“Kendi işini kurmak isteyen kadınlar, ne yapması değil, nasıl yapması gerektiğine uzmanlaşmalılar. Sonuçta, ellerindeki sermaye kısıtlıysa, en cazibi evden çalışmak. Zaten bir evdeki çalışma odası, bir ofisin tüm donanımına sahip. Başlangıç için, internete bağlanmak, ayrı bir telefon hattı çekmek ve bir de web sitesi kurmak, istediği işi yapabilir duruma getirebiliyor kadınları.
En büyük desteği de, kendisi gibi çalışma arzusu içerisinde olan kadınlardan alacaklardır. Yeter ki, yapabilecekleri ve evden yürütebilecekleri işin ne olacağına karar versinler.”
Motivasyonİş kurabilmek için gerekli motivasyona sahip olmak en önemli ve birincil adım. Finansman dahil tüm diğer gerekli etkenler, güçlü bir motivasyondan daha gerekli değil.

Kariyerini ücretli bir işte çalışarak gerçekleştirmeyi hedefleyen iyi eğitimli bazı kişilerin yaptıkları işle bir türlü motive olamadıkları gözleniyor. Aslında bunun nedeni, çoğu zaman içlerinde var olan ve keşfedilmeyi bekleyen girişimcilik tutkusu. Bu tutkuyu keşfedip, kendi işini açan girişimci inanılmaz bir potansiyeli de harekete geçirmiş oluyor.
Başarılı bir iş fikri nasıl belirlenir?
Evinde, kendi işini kurma motivasyonuna sahip kadınlar için başarının ilk koşulu iyi bir iş fikrioluşturmak.
İş fikri belirlenirken, öncelikle bugüne kadarki iş deneyimleri, ustalıkları ve becerileri göze alınmalı. İş fikirleri, deneyimlerden ibaret de olmayabilir. Önemli olan tüm fırsatları değerlendirebilmek.
Ekonomist Aysan Doğaner’in önümüzdeki günlerde yayımlanacak “Girişimci olmak ya da olmamak” isimli kitabında, kadınların bir arayış içinde olması ve etraflarında olup biteni gözlemlemesi gerektiği anlatılıyor. İş örneklerini incelemesi ve analiz etmesi gerektiğini söyleyen Doğaner, şöyle diyor:
“Bir gün, hem de hiç beklemediğiniz bir anda haftalar boyu yaptığınız gözlemler bir kristal gibi değerli bir iş fikri olarak karşınıza çıkacak. Yollarda, alışveriş merkezlerinde, eğlencelerde geçirdiğiniz zamanın ödülü, bir piyasa sezgisi olacak. Kendi öz gözlemlerinizden kaynaklanan bu sezgi, bu içinizden gelen ses, her kritik dönemeçte size doğru yolu seçmenizi sağlayacak.”
İşe başlamadan önce yerine getirilmesi gereken yasal prosedürlerin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Doğaner, “Kadınlar kendilerinin temin edemeyeceği bilgi, beceri, ustalık ve işgücü girdileri var mı, finansman yeterli mi, diye de sormalılar” diyor.
5 bin dolarla bile iyi işler kurulabilir
‘Sermayem az, ne iş yapabilirim?’ diyen kadınların bahanesi kalmayacak. Ekonomist Atilla Başlar, en az 5 bin dolar sermayesi olan kadınlara yönelik iş fırsatlarını anlattı.
Ekonomist Atilla Başlar, 2001 ekonomik krizinden sonra işsizlikle baş etmeye çalışan ülke ekonomisinin kendisine gelmeye başlamasına rağmen, eğitimli beyaz yakalıların bu krizden herkesten daha fazla etkilendiğini söylüyor. “Belli bir birikimi olan kadın erkek birçok beyaz yakalı, hayalindeki işi kurmak için harekete geçti” diyen Başlar, şöyle devam ediyor:
“Ancak yeterli sermayesi olmayan birçok kadın zorunlu ev kadınlığına başladı. Eminim, iş hayatına alışmış bir kadın için evde boş oturmak dayanılmaz bir duygu olmalı. İşte böyle durumdaki kadınlar az sermayeyle evden yürütülebilecek işler bulmaya başladı.”
İşte iş fırsatları
Yabancı dil, matematik, Türkçe dersleri gibi konularda özel ders vermek, soğuk sandviç, salata satan büfe açmak veya ev yemekleri satılan küçük bir lokanta kurmak akla gelen ilk iş fikirleri arasında. Başlar, kadınların denediği ve başarılı olduğu, işsiz kadınlara da tavsiye ettiği, en az 5 bin dolarlık sermaye gerektiren işleri şöyle sıraladı:
• Çevresi geniş, dışa dönük, girişken kadınlar için tur, düğün gibi etkinlik organizatörlüğü evden kolayca idare edilebilecek bir iş fikri olabilir. Ayda 2 defa 15′er kişinin katıldığı bir etkinlik organize edilse ayda tahmini 6000 YTL (6 milyar lira) ciro yapılabilir. Bunun da yüzde 60-70′i masraflara gitse gayet makul bir düzeyde kazanç elde edilebilir. Organizasyon işine başlamak için öncelikle mekânlarla görüşmek, fiyat anlaşması yapmak, özel etkinlikler için fikirler geliştirmek, anlaşma sağlanınca da maliyeti düşük el ilanları ya da internet vasıtasıyla müşterilere ulaşmak, başlangıç için yeterli olabilir.
• Bir diğer seçenek internet üzerinden iş kurmak. Evde bir bilgisayar ve internet bağlantısının ardından, internet üzerinden servis sağlayıcılarına ulaşıp, sayfa anlaşması yapmak yeterli. Kadın, çocuk, alışveriş gibi konular hakkında web sitesi kurularak, reklam alınarak, gelir sağlanabilir.
• Bir başka iş alanı ise özelleştirilmiş ve uzmanlaşılmış bir konuda e-ticaret sitesi kurmak. İnternetten ulaşabileceğiniz bazı bilişim şirketleriyle anlaşarak yılda 1000 dolar gibi fiyatlara e-ticaret altyapısı temin ediliyor. Tek yapmanız gereken, iyi bir internet altyapısı kurup, şirketlerin sizi yönlendireceği kurumlara yasal başvurularda bulunmak. Sonrasında istediğiniz ürünü satabilirsiniz.
• Medyada tecrübe kazanmış kadınların ayrı bir avantajı var. Şirketlerin basın halkla ilişkiler konusunda ihtiyaçlarını karşılayan bir şahıs şirketi kurmanın maliyeti bir bilgisayar, e-mail ile faks yazılımı, bir telefon ve medyadan kişilere ulaşabilmek için bir telefon listesi.
• Bilgisayar mühendisi veya bilgisayarlara meraklı kadınlara önerilebilecek bir iş fikri de, yazılımcı olmak. Evden, bir bilgisayarla rahatlıkla yazılım geliştirilebilir. Yazılımcılara uygun bir diğer iş ise veri madenciliği. Şirketler piyasayla ilgili istediği bilgileri “veri madencilerine” toplattırıyor.
• Takı tasarım konusunda çalışan kadınlar da güzel örnekler arasında. Evde yarattığınız takıları internet sitesi kurarak satışa çıkarabilirsiniz. Hatta pazarlarda bir koleksiyon çantasıyla satışa sunabilirsiniz.
Emlak sektörü gözde
• Son günlerde emlak sektörü hareketlendi. Çevresi ve bağlantıları güçlü olan kadınlar evden veya aylığı 250-300 YTL’ye kiralanacak bir ofis kurarak emlakçılık sektörüne yönelebilirler.
• Toplam kalite yönetimi danışmanlığı da yapılabilir. SA 8000, OHSAS, ISO, HACCP gibi kalite standart belgelerinin alınabilmesi için şirketlere danışmanlık hizmetleri verebilmek için minimum 3-5 yıllık bir tecrübe ve mühendislik eğitimi yeterli olabiliyor. Kurslarda uzmanlaşıp sertifika almanın maliyeti ise 3000-5000 YTL arasında.
• Ülke gündemini yoğun bir şekilde işgal eden Avrupa Birliği de çeşitli iş imkânları sunuyor. AB hibelerine proje hazırlama konusunda danışmanlık hizmeti vermek, konuya uzak sivil toplum kuruluşlarına, kamu ve özel kurumlara katma değer sağlıyor. Bunun için yabancı dil bilgisi şart. İnternet üzerinden veya AB bilgi ofislerinden bilgi alınabileceği gibi, bu alanda hizmet veren kuruluşlarla bağlantıya geçerek, bu alanda uzmanlaşmak gerekiyor.
Grafik merakınız varsa
• Az sermayeyle kurulabilecek bir diğer iş ise dijital baskı hizmetlerigrafik tasarımı gibi alanları içeren reklamcılıkla ilgili. Fiyatları 10 bin doları aşmayan dijital baskı yazıcıları, grafik tasarımına meraklı ve bu alanda tecrübe kazanmış kadınlara cazip iş fırsatları sunmakta. Bunun içinse, bu alanda hizmet veren baskı kuruluşlarıyla irtibata geçerek, evde yapılan tasarımları satarak dışarıdan hizmet sunulabilir.
• Kitap editörlüğü, redaksiyon yapmak ve kitap yazmak ise yazın diliyle ilgilenen kadınlara bilgisayarla yapabilecekleri cazip bir iş imkânı olarak önerilebilir. Yayınevlerinin dikkatini çekmek için, dilbilgisi pek iyi olmayan bir kitabın eleştirisi yayınevine gönderilebilir.
 Kaynak: Milliyet

15 Eylül 2010 Çarşamba

Ekonomik Sorunlar Kadını Bağımlı ve Şiddete Açık Kılıyor

Mahkeme, eşine şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırılan kocanın evin elektrik, su, doğalgaz aboneliklerini iptal ettirmesini "ekonomik şiddet" olarak değerlendirdi. Feminist Işık, ekonomik şiddetin çok az bilindiğini hatırlatarak, "Şiddeti doğru tarif eden kararların zenginleşmesi memnuniyet verici" dedi.



Pendik Aile Mahkemesi, boşanma davası açan eşine şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırma cezası alan Ş.C.'nin evin elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerini iptal ettirmesini "ekonomik şiddet" olarak kabul etti. Mahkeme, evden uzaklaştırılan eşin, üzerine kayıtlı su, doğalgaz ve elektrik gibi abonelikleri iptal ettiremeyeceğine, tedbir süresince oluşan faturaları ödemesi gerektiğine hükmetti.
Feminist Nazik Işık, ekonomik şiddetin dünyada çok az bilinen şiddet türlerinden bir tanesi olduğunu belirterek, "Durumu doğru değerlendiren, şiddeti doğru tarif eden ve insanın yaşamını kısıtlayıcı taraflarını dikkate alan kararların zenginleşmesi memnuniyet verici" dedi.

"Takılara el konulması da ev içi emeğin görünmez kılınması da ekonomik şiddet"

Işık, ekonomik şiddetin farklı yüzlerini sıralarken erkeğin düğünde takılan takılara el koymasından kadının erkeğin maaşından haberdar olmamasına, kursa gitmesine ve kendisini geliştirmesine imkân tanınmamasına kadar geniş bir yelpazeden söz etti ve ekonomik şiddet türlerini şöyle özetledi:
- Erkeğin düğünde takılan takılara el koyması, bunları yatırıma çevirmesi, kadının bu yatırımdan hiç hisse alamaması; kadının miras ya da ücret yoluyla elde ettiği gelirler üzerinde inisiyatif kullanamaması; kadının kocasının gelirinden ve tasarruflardan haberdar olamaması da ekonomik şiddettir.
- Türkiye'de çalışan kadınlar ücretlerini babalarına ya da kocalarına teslim ediyor. Ailenin gelirinden, tasarruflardan ve yatırımlardan haberdar olmuyor, faydalanamıyorlar.
- Kadının kendisini geliştirecek aktivitelere katılımının engellenmesi; kadına ücretsiz aile işçisi olarak ya da ev eksenli çalışmaktan başka bir imkân sunulmaması; kadının ev içi emeğinin görünmez ve değersiz kılınması; evden çıkarken, alışveriş yaparken, kursa giderken izin almaya zorlanması da ekonomik şiddet türleri.

"Ekonomik şiddet kadını bağımlı ve şiddete açık kılıyor"

Işık, Yeşim Arat ve Ayşe Gül Altınay'ın yaptığı Kadına Yönelik Şiddet Araştırması'na göre, Türkiye'de 10 kadından ancak üçünün kocasından izin almadan çarşıya çıkabildiğini hatırlattı.
"İzin almadan sokağa çıkamayan, kursa gidemeyen, ücretsiz aile işçiliğinden ya da ev eksenli çalışmaktan başka şansı kalmayan bir kadınla karşı karşıya iseniz, bunların hepsini aile içi şiddet olarak değerlendirmelisiniz" diyen Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ekonomik şiddet kadınların bağımsız kararlar alma, geleceğe yatırım yapma gücünü ortadan kaldırıyor. Bilememek, kadınların iktidarı ve kararları paylaşmasını engelliyor. Bu nedenle günlük ilişkileri belirleyici, önemli bir etkiye sahip.
Ayrıca ekonomik şiddet, kadının kendisini geliştirmesini, kapasitesini gerçekleştirmesini engelliyor. Kadınların hayatla farklı ilişkiler kurmasını, gelişmesini, ekonomik olarak güçlenmesini imkânsız kılıyor. Bu nedenle kadınlar güçsüzleşiyor, diğer şiddet türlerine açık hale geliyor, bağımlı ve ikincil pozisyonda kalmaya devam ediyor." (BB)

Ev kadınlarına yeni iş olanağı

Artvin?de göçün etkisiyle genç nüfusun göç vermesi ve bunun doğal sonucu olarak yaşlı nüfusundaki artış, yeni bir iş kolunda faaliyeti zorunlu hale getirdi.



Artvin’de ekonomik yoksunluk içerisinde bulun birçok ev kadını, ev temizliği, küçük işletmelerde temizlik ve aşçılık derken yeni iş alanları bulmaya başladılar. Memur kenti Artvin’de çocuk bakıcılarına ihtiyaç da giderek artıyor.
 
Artvin’in yıllardır göç vermesi ve genç nüfusun il dışına göç etmesiyle birlikte nüfus dengeleri değişiyor. Şehir merkezinde yaşlı ve engelli nüfusunun artışıyla birlikte hizmet alanlarına yeni bir iş kolu ihtiyacı daha ilave oldu. Artvin’de evinde yaşlısı, hastası, engellisi ve çocuk bakıcılığı yapabilecekler için doğal istihdam imkanı doğdu.
 
Bu taleplere cevap verecek nitelikli, eğitimli elamanların olmaması doğal olarak ev hanımlarını, bakıcılık işine yönlendirmeye başladı. Hem kendi ekonomik özgürlüğünü kazanıyor hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Çocuklarının, evinin ihtiyaçlarını gideriyor. Bu iş kolunda yıllardır kendince hizmet veren Aynur Dinler(40) bu işe önceleri ekonomik olarak zor günler geçirirken imdadına hastanede hastabakıcılığı yaparak başlamış. Daha sonra talep karşısında sürekli hasta ve yaşlı bakımı yaparak para kazanmaya devam ettiğini anlatarak, “Artık, tesadüfler ve ihtiyaçlar karşısında benim de mesleğim, hasta bakıcılığı oldu. İyi hizmetim nedeniyle tercih edilen bir hasta bakıcısı oldum.” dedi.
 
Dinler, “Ben 8 hastaya sürekli baktım, son üç yıldır kimsesiz, yaşlı ve engelli olan Sultan Gül’e evimde bakım yapmaktayım. Sultan Teyzemiz artık bizim insanımız oldu. Ona çocuklarım pako can diyerek severek, hizmet etmekteler. Sultan Teyzemizin çocuğu yok. Kardeşleri vardı, şuan bir kardeşi hayatta kaldı. O da bakıma muhtaç, yaşlı. Bu bakımdan Sultan Teyzeme evimde bakıyorum. Biz ana kız gibi günümüzü geçiriyoruz. Elimden geldiğince temiz sağlıklı bakmaktayım. Sultan Teyzeyi hastaneye ayağı kırık vaziyette getirmişler. Bakımını yapacak kimse olmadığından başhekim beni çağırdı. Sultan Teyzeme ücret karşılığı bakmamı istedi. Sultan Teyzemle, o tanışmayla artık ayrılmaz bir parça olduk. Kendisi bizden ayrılmıyor. ‘Benim bu evden cenazem çıkar’diyor. Bu durum karşısında vicdani ve inansı görevimizi yapıyoruz.” dedi.
 
Aynur Dinler açıklamasının devamında ise “Artvinli ev hanımları benim gibi evlerinde çalışarak çocuk hasta bakabilirler. Bunun karşılığında para kazanabilirler. En zor zamanlarımda hasta bakarak kazandığım parayla ailemin geçimini sağladım. Bugün çok şükür durumumuzu eskiye oranla düzelttim. Artvin’de gençler devlet dairesinde çalışmakta. Evde hasta, yaşlı ana babaya bakacak kimse yok. Mecburen bakıcıya ihtiyaç olmakta. Artvin’de yaşlı bakımı için devletin her hangi bir hizmet birimi yok. Huzurevi, rehabilitasyon ve bakım merkezi yok. Artvin için bu en acil ihtiyaç. Yaşlılara, engellilere hizmet verecek SHÇEK‘in ilgili hizmet verecek birimlerinin oluşması şart. Bu insanlar; kaliteli hizmet almalı kalan ömründe huzurlu sağlıklı yaşamalı.
Artvin’de hasta bakıcılığını, aileler kendi imkanlarıyla, kolu komşularından destek isteyerek bakımlarını yaptırmaktalar. Bu bir bedel karşılığı . Zaman zaman hasta bakıcısı bulmakta zorlananlar, İş-Kur aracılığıyla da bakıcı bulmaya çalışıyorlar. Ben hasta bakıcılığı görevini severek, isteyerek yapmaktayım.
Benim gibi ev hanımları, eğer hasta baksalar önemli ekonomik gelir elde ederler. Kimse evlerde boşoturmasın. Koca parası yemesinler. Ailede eli iş tutan herkes çalışmalı. Ama devlet dairesinde ama evde çalışana iş, aş ekmek her zaman vardır. Para kazanmak kolay değil, ekmeğimiz için mücadele ediyoruz.Artvin’de incelediğim kadarıyla çocuk bakıcılığı, hasta, yaşlı ve engelli bakıcılığı için aileler mutlaka yardımcı arıyorlar. Bu konuda ev hanımları Halk Eğitimi Merkezinin açacağı hasta bakım kurslarına gitmeli. Eğitimli, bilinçli bakımı öğrenmeliler. Bakıcılık artık profesyonel anlamda meslek olmak zorunda. Bakıcılık büyük sorumluluk isteyen bir uğraş. Baktığın hastanın ihtiyaçlarını karşılamak zorundasınız. Artık devletimiz evde bakım parası vererek bakıma muhtaç olan birçok insana, aileye katkı yapmaktadır. Onların yaşama standartları artmakta beraber, aileleri tarafından daha iyi yaşam koşulları sunulmakta.
Her ay devletimiz evde bakım parası için bir asgari ücret vermekte, bu önemli destektir. Maddi durumu iyi olmayan devletin vermiş olduğu evde bakım ücreti ile bakıma muhtaç aileler yardımcı tutabilirler. Devlet tarafından bakım ücreti nasıl olsa ödenmektedir. Ayrıca evimde bir yatılı hasta bakabilirim. Bu işi evimde yapmaktayım. İhtiyacı olan aileler varsa yardımcı olabilirim. “ dedi.

12 Eylül 2010 Pazar

İNTERNETTEN PARA KAZANMAYA HAZIRMISINIZ


Ňapolyon, seçkin markaların ilgi alanlarınıza uygun özel fırsat ve kampanyalarını izninize bağlı olarak size ulaştırır. Bu reklam mesajlarını okumanız karşılığında, ödül olarak değişik oranlarda Ň (ňap) kazanırsınız. Biriktirdiğiniz ňap'ları daha sonra birbirinden çekici ve uygun fırsatlara dönüştürebilirsiniz.

Ödememi Nasıl Alacam ?
Hesabındaki puanınız 100.000 olunca yani 100 TL olunca Verdiğiniz Banka Bilgilerinde Hesap numaralarından ödeme talebi gönderebilirsiniz. Site yöneticileri tarafından incelenerek size kesin dönüş yapılacaktır.

» Üye ol hemen ňaplamaya başla!
Üyeliğini aktive et 1.000 Ň kazan
Napolyon üyeleri özeldir, ayrıcalıklıdır, katılımcıdır, karar vericidir, paylaşımcıdır. Sen de bu dünyanın bir parçası olmak istemez misin?


Profil bilgilerini doldur 9.000 Ň kazan
Profil Bilgilerinizi doldurarak, hem ilgilendiğiniz markaların özel kampanyalarından haberdar olun hem de ňap kazanın.
Davetinle gelen her üye için 300 Ň kazan
Arkadaşlarınızı davet edin, onlar da Fırsat bu fırsat Ňapolyon'a üye olsunlar! Hem siz ňaplayın, hem arkadaşlarınız ňaplasın!
Fırsatları ňapla
Napolyon'da biriktirdiğiniz ňapları hediye çekleri, indirimler, teklifler, çekilişler, ayrıcalıklar şeklinde kolay erişilebilir, fırsatlara dönüştürün.

Üye Ol Sende Kazanmaya Başla
Napolyon'dan elde ettiğimiz Puanlar 



Ödenen Dekontlar








Buradan Üye Olabilirsiniz.

YENİ İŞKOLLARI

Son yıllarda Türkiye'de de giderek yaygınlaşan bazı 'evden çalışma' ve 'tele çalışma' işleri şunlar:
l Yabancı dil, matematik, Türkçe dersleri gibi konularda özel ders vermek
l Ev yemekleri hazırlayarak satmak
l Tur, düğün gibi etkinlikleri organize etmek
l İnternet üzerinden iş kurmak, kadın, çocuk, alışveriş gibi konularda web sitesi oluşturmak
l E-ticaret sitesi oluşturarak şirketlerin sizi yönlendireceği kurumlara yasal başvurularda bulunmak
l Şirketlerin basın ve halkla ilişkiler faaliyetleri çerçevesinde bağlantılar kurmak
l Takı tasarım işleri yaparak internet üzerinden pazarlamak
l Emlakçılık işleriyle ilgilenmek
l Grafik tasarım ve çizimlerle yapılabilecek işler
l Kitap editörlüğü, redaktörlük yapmak.

ESNEK ÇALIŞMA MODELİ

Hükümet, işsizlikle mücadele kapsamında yeni formülleri devreye sokmaya hazırlanıyor. Devlet Personel Başkanlığı 'esnek çalışma' sistemi için altyapı hazırlığı yaparken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da ABD ve AB'deki yöntemleri mercek altına aldı. Sendikalar ise çalışma barışının  bozulacağı gerekçesiyle tepkili
issiz
Ekonomik krizler ve işsizlik, hem devletleri hem de çalışanları yeni formüller üretmeye yöneltti. ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaygınlaşan alternatif çalışma yöntemleri, Türkiye tarafından da mercek altına alındı. Devlet Personel Başkanlığı, 'esnek çalışma' sisteminin altyapısı için hazırlık yürütürken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da, 'tele çalışma', 'evden çalışma' ve 'iş paylaşımı' gibi farklı yöntemleri mercek altına aldı. Türkiye'de de uygulanmasına karşın yasal altyapısı yetersiz olan modellerin, önümüzdeki dönem hızla yaygınlaşması bekleniyor. Sendikalar ise Batı'daki standartlar ve ücretlere ulaşılmadan, bu uygulamaların sıkıntıları daha da artıracağı görüşünde. İşte, Türkiye'de de rağbet gören istihdam modelleri:

'TELE ÇALIŞAN'LAR İŞ BAŞINDAÇalışma Bakanlığı AB Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'nın araştırmasına göre, AB ülkelerinin tümünde 'tele çalışma' yöntemi yaygınlaşıyor. En çok tele çalışan, Çek Cumhuriyeti ile Danimarka'da. Bu ülkelerde yaklaşık yedi çalışandan biri düzenli olarak tele çalışmayla istihdam ediliyor. Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç gibi ülkelerde de model oldukça yaygın. 'Tele çalışma'ya yönelik 2002'de Avrupa Çerçeve Anlaşması imzalanmasına karşın, bazı ülkeler henüz buna dahil olmadı. Macaristan ise 'tele çalışma'nın yaygınlaştırılması için yasal düzenleme bile çıkarttı.
İŞ PAYLASIMI GELiYOR
AĞIrlIklI olarak işçiyle işveren arasında bir anlaşma çerçevesinde yürütülen 'evden çalışma' da AB'de yasal düzenlemelere tabi. Slovenya'da işverenin, 'evden çalışma' fiili olarak başlamadan önce ilgili kuruluşlara bilgi vermesi gerekiyor. Ücret konusunda da taraflar arasında anlaşma imzalanıyor. İşin maliyeti işçi tarafından ödenirse, işçinin tazminat hakkı doğuyor. 'Evden çalışanlar'la 'tele çalışanlar', şirket temelli çalışanlarla aynı sendikal haklara sahip. Evden çalışma, haftada 40 saati aşamıyor. Litvanya'da, iş için kullanılacak ekipman ve iletişimin sağlanması, öncelikle işverenin görevi.
İŞVERENİN FORMÜLÜ Krizle birlikte Türkiye'nin de aralarında olduğu ülkeler 'iş paylaşımı' formülünü gündemlerine aldı. Sistem, tam gün süreli bir işin ve onun sağladığı yararların, birden fazla işçi tarafından paylaşılmasına dayanıyor. Tam gün niteliğindeki bir iş, birkaç işçi tarafından, günün belirli saatlerinde sırasıyla işe gelinerek yapılıyor. Bu iş için öngörülen ücret ve sosyal haklar da, işçiler arasında paylaştırılıyor. İşi paylaşanların her biriyle işveren arasında ayrı ayrı sözleşme yapılıyor. ABD ve AB ülkelerinde yaygın olan bu yöntem, krizle birlikte Türkiye'de işverenin önerdiği formüllerden biri haline geldi.

'ESNEK ÇALIŞMA MODELİ'Çalışma Bakanlığı tarafından mercek altına aldığı alternatif çalışma yöntemlerine paralel olarak Devlet Personel Başkanlığı da, 'esnek çalışma modeli' için hazırlık yürütüyor. Kurumun Stratejik Planı'nda, bu konuda
bir altyapının hazırlanacağı vurgulanıyor. Esnek çalışmaya ilişkin, yabancı ülke uygulamaları, unvan sayıları, istihdam edilecek personel sayısı ve mevzuat konularında araştırma yürütülüyor.
ÇALIŞMA BARIŞI BOZULUR
TÜrk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, yapılan hazırlıkların, Türkiye'de çalışma barışını daha da bozacağını savunuyor. Özellikle kamu kurumlarında son yıllarda artan, memurların işlerinin taşeron çalışanlar vasıtasıyla yaptırılması konusundaki sıkıntıları hatırlatan Yokuş, şöyle konuştu: 'Şu an kamuda 300 bin taşeron çalışan var ve 40-50 bini asli işlerini yapmıyor. Memur eksiği kapatılmayıp, taşeron çalışanlarla işler yürütülmeye çalışılıyor. Bu da hem hizmet kalitesini düşürüyor hem de çalışma barışını bozuyor. 4B ve 4C gibi 12 çeşit sözleşmeyle insanlar kamuda çalıştırılıyor. Biz bunlardan dönülmesini, asgari ücretin daha üst noktalara çıkarılmasını beklerken, 'telefonla iş bitir', 'evinde iş yap, kuruma getir', 'tam zamanlı çalışmanın dışına çık' gibi öneriler doğru değildir. Normal bir memur bile 8 saat çalıştığı halde hakkını alamıyor ve geçinemiyorken, bu şekilde bir yol çok daha büyük sıkıntılar yaratır. Önce Batı standartlarında bir çalışma düzeni ve ücret düzeni oluştursunlar, ondan sonra alternatif yollara baksınlar. Burada amaç, işsizliğin düştüğü oyununu sahnelemektir.'
YENİ İŞKOLLARI
Son yıllarda Türkiye'de de giderek yaygınlaşan bazı 'evden çalışma' ve 'tele çalışma' işleri şunlar:
l Yabancı dil, matematik, Türkçe dersleri gibi konularda özel ders vermek
l Ev yemekleri hazırlayarak satmak
l Tur, düğün gibi etkinlikleri organize etmek
l İnternet üzerinden iş kurmak, kadın, çocuk, alışveriş gibi konularda web sitesi oluşturmak
l E-ticaret sitesi oluşturarak şirketlerin sizi yönlendireceği kurumlara yasal başvurularda bulunmak
l Şirketlerin basın ve halkla ilişkiler faaliyetleri çerçevesinde bağlantılar kurmak
l Takı tasarım işleri yaparak internet üzerinden pazarlamak
l Emlakçılık işleriyle ilgilenmek
l Grafik tasarım ve çizimlerle yapılabilecek işler
l Kitap editörlüğü, redaktörlük yapmak.

Kendi ayakları üzerinde duran kadınlar

Son 1.5 yıl içinde kadın sığınma evlerine yerleşen kadınların 403’ü meslek kurslarına giderek iş sahibi oldu. Kendi ayakları üzerinde duran kadınların yüzde 80’den fazlası eşlerinden boşanarak, yeni hayat kurdu.


ŞİDDET mağduru kadınların meslek edinmelerini hedefleyen proje olumlu sonuçlar verdi. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın verilerine göre, 2009 yılında eşlerinden ve yakınlarından şiddet gören 2 bin 540 kadın sığınma evlerine konuk oldu. 2010 yılında ise yardım isteyerek bu kurumlara başvuran kadın sayısı 939 oldu. Bu kadınlardan meslek kurslarına katılan 403’ü işe yerleştirildi. Çocuk ve yaşlı bakımı, kuaförlük, manikür, dikiş, nakış ve ahşap boyama gibi konularda eğitim alan şiddet mağduru kadınlar, yeni hayatlarına başladı.
İşsiz, dayakçı eşe dönüyor
Verilere göre, kadın sığınma evlerinden ayrılarak işe yerleşen kadınların yüzde 64’ü eşinden boşanıp ayrı bir eve çıktı. Yüzde 21’i eşinden boşanarak, ailesinin yanına döndü. Eşiyle barışarak, evine dönen kadınların oranı ise yüzde 14 oldu. Yüzde 3’ü eşinden boşanarak ailesinin yanına döndü. İş sahibi olmayan kadınların büyük bölümünün dayakçı eşlerine dönmek zorunda kaldıkları ya da sığınma evlerinde uzun süre konuk edildikleri ortaya çıktı.
Psikolojik destek de veriliyor
DEVLET Bakanı Selma Aliye Kavaf, kadına karşı şiddetle mücadelede ‘sıfır tolerans’ ilkesini benimsediklerini belirterek, şunları söyledi: “Kadınlara psikolojik desteğin yanı sıra insan hakları gibi ihtiyaç duydukları alanlarda eğitimler veriliyor. Okur-yazar olmayan kadınlara okuma-yazma öğretiliyor. Kadınların eşleri ya da aile üyelerinin de psikolojik destek almaları için rehberlik yapılıyor. Hukuki sorunlarına avukatlar aracılığıyla yardımcı olunuyor. Eşleri ya da aileleri ile ilişkilerinde patolojik sorunları bulunmayan, yalnızca iletişim sorunu olan ve geri dönebilecek durumdaki kadınlar için arabuluculuk yöntemi devreye giriyor.”

9 Eylül 2010 Perşembe

Gizli Müşteri

ABD ve Avrupa´da yıllardır kullanılan ´casus müşteri´ uygulaması Türkiye´ye de geldi. Bu konuda dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan HS Brands, Türkiye ofisinde 5 yıl içinde 100 bin öğrenci ve ev hanımını ´gizli müşteri´ olarak iş sahibi yapmayı hedefliyor. Şirketin Üst Yöneticisi Tom Mills, zincir mağazalarla çalışmak istediklerini aktardı.

Restoran ve gıda şirketleri başta olmak üzere hemen her sektörden zincir mağazalar, casus müşteriler yoluyla denetleniyor. Bu konunun profesyonelleriyle anlaşan firmalar, gizli müşterilerden gelen değerlendirme raporlarıyla eksikliklerini görüp kendilerine çekidüzen veriyor. ABD ve Avrupa´da sıklıkla başvurulan bu yöntem Türkiye´ye geldi. ABD´nin en büyük müşteri araştırma şirketleri arasında yer alan HS Brands, Türkiye´de de hizmet vermeye başladı. Şirket, ´casuslarını´ öğrenci ve ev hanımlarından seçiyor. Mağaza ve restoranlarda alışveriş edip otellerde kalan gizli müşteriler ayda 500-700 dolar arasında da para kazanıyor.

HS Brands´ın Üst Yöneticisi (CEO) Tom Mills, Amerika´da kamu kurumlarının bile denetim şirketlerinden yardım aldığını belirterek, "Düşük gelirliler için sunulan devlet imkânlarının başkaları tarafından (çalışanlar-müşteriler) istismar edilmesini önlemek için Amerika´nın SSK´sı bile bizimle çalışıyor." dedi. Mills, istismar şeklini anlatırken şu örneği verdi: "Amerikan hükümeti, madde bağımlılarını ev sahibi yapabilmek için doktor gözetiminde özel programlar hazırlıyor. Hasta olmayanlar da ucuz konut için doktorlardan sahte raporlar almak gibi kanuni olmayan yollara başvuruyor. Gizli müşteriler ise, bu tip kanunsuz işlemleri tespit ederek kaçakları engelliyor. Amerika´da, toplu taşıma ve askerî alanlarda bile buna benzer denetim yolları kullanılıyor." Türkiye´de ise bu işe özel sektörle girdiklerini vurgulayan Mills, Türkiye´de Akbank, HSBC, Teknosa ve Migros gibi kurumların münferit olarak bu tarz çalışmalar yaptığını kaydetti.

HS Brands, Türkiye´de GNC sağlık ürünleri zinciri ile de çalışmış. Günlük 5-50 dolar arasında ücretle görev yapan ´gizli müşteriler´ tecrübelerini şirkete aktarmış. GNC´nin Amerika´da da müşterileri olduğunu dile getiren Mills, yaptıkları denetimlerde bazı şubelerin kanun dışı ürün sattığını tespit ettiklerini ve bunların kapatıldığını anlattı. Hindistan ise, müşterileri olan LG ve Sony gibi firmaların fiyat ve hizmet kalitesindeki farklılıklarını öğrenmek için kendileriyle çalıştığını söyledi.

Beş yılda Türkiye´nin en büyük işverenlerinden biri oluruz

HS Brands´ın Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Haluk Bilge, Türklere yabancı olan ´gizli müşteri´ kavramının kısa sürede yaygınlaşacağını ifade etti. Bilgi, görev verecekleri öğrenci ve ev hanımlarının aylık 500-700 dolar arası ek gelir sağlayacağını kaydetti. Amerika´daki şubelerinde 1 milyondan fazla kişiyle çalıştıklarını vurgulayan Bilge, "5 yıl içinde Türkiye´nin en fazla istidam yapan işvereni olacağız. İlk yılda 50 bin, 5 yılın sonunda da 100 binden fazla kişiyle çalışmayı hedefliyoruz." dedi. Haluk Bilge, yaygın bayi ağlarının denetlenmesi konusunda ülkeye yeni bir boyut kazandıracaklarını bildirdi. Amerika´da çok yaygın hale gelen sektör artık gizli müşterilerin sadece masraflarını karşılıyor. Gıda zinciri ya da otel ziyaretine gidenlerin harcamaları karşılanırken Türkiye´de gizli müşterilere masrafların dışında işbaşına ayrıca para ödenecek. Sektörün Amerika´da 4,5 milyon gizli müşteriye ulaştığını kaydeden Haluk Bilge, 1,5 milyar dolarlık işkolunun önümüzdeki 10 yılda 20 milyar dolarlık hacme ulaşacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: ZAMAN - SERKAN ŞAHİN - İSTANBUL

6 Eylül 2010 Pazartesi

Bonsai Yetiştiriciliği

Eğer eviniz bahçeliyse Japonların ünlü "bonsai" yetiştiriciliğini deneyebilirsiniz. Minyatür ağaçların her zaman pazarı var ve oldukça kazançlı bir uğraş. Ancak tekniğini çok iyi öğrenmeniz şart...



4000 yıl önce Mısır'da saksıda ağaç yetiştirmeyle temelleri atılan bonsai, Çinlilerin estetik bakışlarıyla yeni bir ivme kazandı. Oradan Japonya'ya geçerek bonsai ismini aldı ve sanat formuna kavuştu. Bonsai; böyle bir sanat dalı olarak tüm dünyaya yayılmış ve dokunduğu her insana, ruh dinginliği ve sanatçı hassasiyeti aşılamıştır.
Asya'da ruhunu bulan bu sanatın, Avrupa ve Asya Kıtasını birleştiren Türkiye ile tanışması son birkaç yıla dayanmaktadır. Ülkemiz insanları; doğayı sevmeyi, ona saygı ve hayranlık duymayı çoktan öğrenmiş olmakla birlikte Bonsai ile yeni tanışmışlardır.


Bonzai yetiştiriciliği konusunda ayrıntılı bilgiye aşağıdaki sitelerden ulaşabilirsiniz.

http://www.avrasyabonsai.com/

http://www.bonsaitr.com/

http://www.agaclar.net

Tıklama başı 10 dollar veren bir sistem

Tıklama başı 10 dollar veren bir sistem
Her gün 4 ile 10 link arası size veriyor ortalama günde 50-60 dollar kazanıyorsunuz !!!
Sisteme üyelik herşey tamamen ücretsiz
Sistem tam olarak şöyle sisteme üye oluyorsunuz üye olduktan sonra size her gün 4-10 link yolluyor her linki tıkladığınızda 60 saniye bekliyorsunuz sonra orada bir sayı çıkıyor diğelim ki 3 sayısı onun yanında da dört tane sayı var 3 hangisi diyor 3 olana tıklıyorsunuz sizin bot olmadığınızı anlamak için bunu yapıyor 3 tıkladığınızda hesabınıza direk 10 dollar geçiyor

Hesabınızda 10000$ biriktiğinde paranızı paypal a aktarabiliyorsunuz.
Tık başına 10$ verdiğinden 10000$ birikmesi uzun zaman almıyor.
Çünkü günde 40-50$ dolar kazanabiliyorsunuz.

4 Eylül 2010 Cumartesi

BİLGİSAYAR BASINDA EK GELİR 15 GÜNDE 250 TL CEBİNDE

Üye Olun Reklamlar Sayfasındaki Linklere Tıklayın 20 SANİYE Bekleyin.


Tamam Grafiği Çıktığında Üye Hesabınıza Ücreti Eklenmiş Olacak. 


Ve Üye Ekledikçe Onlarda Reklam Okudukça Sizlerde Kazanacaksınız. 


Hesabınızda  8 $ Olunca Banka Hesabınıza Nakit Talep Edebilirsiniz.


www.klikreklam.com