13 Kasım 2010 Cumartesi

Çalışan Ev Kadınının Yaşadıkları

Eskiden kadın olmak daha kolaydı.Kadınlar sadece evde olur,yemek yapar ,çocuk bakardı.

Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı , çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa,evine bakamayacağı düşünülürdü, zaten kadın bekarken çalışsa bile evlenince evinin kadını olurdu.

90 lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi,artık çalışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu.Bütün kadınlar once ünüversite okumaya ,sonra çalışmaya başladı.Bu kadının hoşuna gitmişti çalışıyor,istediği gibi harcıyor,geziyordu.Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.Yaşasın özgürlük?Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yüksekliyordu,zirveye ulaşmıştı.Birçok şirkette once orta kademe ,sonra üst kademe yönetciler kadın oldu.Fakat doksanların sonuna gelindiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30 lu yaşlarında kadınlarla doluydu..Bu çalışan kadına yetmedi,çıtayı biraz daha yükseltti.Artık evli ve başarılı çalışan kadın olmalıydı.

Çalışan kadın etrafına bakındı,başarılı,paralı adaylar gözden geçirildi ,adaylardan kel, şişman ve kısa olanlar hemen elendi,ince ruhlu,şaraptan anlayan,14 şubatda müthiş süprizler yapan,kimsenin bilmediği yerlerde başabaşa tatillere götüren,yaşamayı seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapışıldı.

Yurt dışından tasarımcı gelinlikleri getirtildi,otellerde muhteşem düğünler yapılıp,maldivlere yada baliye balayına gidildi.

Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı artık,gündüz toplantıdan toplantıya koştururken ,artık akşam yemeğinide düşünmeye başlamıştı.Akşam ne yenmeli,nereye gidilmeli,eşinin gömlekleri,pantolanları ütülümü,kıyafetlerikuru temizlemeciye gitti mi geldi mi,marketten alınacakların listesini çıkar,iş çıkışı git al,eve gel hızlıca akşam yemeğini hazırla?.

Çalışan kadın artık mutluydu,gece yatağı sıcacıktı ,üzülünce derdini paylaşan,hastalanınca ona bakan,ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti.15 saat koşturmak ona vız geliyordu.

Etraf bu şekilde koşuşturan ev ve iş arası çift vardiya çalışan kadınla doluydu.Zaman geçiyordu.Çalışan kadın 35 ine yaklaşıyordu, biyolojik saati "be ?bek, be- bek" diye uyarı vermeye başladı..Evet çalışan kadın hemen çığlık atmaya başladı "kariyer de yaparım bebek de"

Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular.

Çalışan kadınlar ajandalarına ve işlerinin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladı.Kimi tek,kimi ikiz ,kimi üçüz istedi.

1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı,çalışan kadınlar hamileydi.

Ama çalışan kadın hem hamile,hem güzel olmak istedi ,hemen diyetisyenlere koşulup ,özel hamile diyetleri alındı ,bol bol kivi yenmeye başlandı.Eskisi gibi tatlı,börek aşerilmiyordu,karpuz ,kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti,hemen onlarca hamilelik,bebek büyütme kitapları alındı,bir çok internet sitesine üye olundu.Yoga ve anne?baba kurslarına yazıldı .Çalışan kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğini.Bugün 43.gün bebeğim üzüm tanesi gibi,59.gün parmakları oluştu ,89.gün bu gün ilk defa hıçkırdı. 210.günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecek.Sonunda mutlu gün geldi çalışan kadın artık anneydi ,3-4 aylık izinden sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde iş başı yapmıştı.Artık başarılı bir yönetici,iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu.Bebek büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı ,artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar,yaş günü partileri,tiyatrolar,piyano dersleri,basketbol,tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor biri başlıyordu.

Çalışan kadına buda yetmedi artık herkes çalışıyor,iyi bir eş ve annelik yapıyordu,çalışan kadın çıtayı birkez daha yükseltti.

O artık evinde katkısız ,sağlıklı ekmekler,kahvaltı için ev yapımı reçel yapmalı,organic gıdalarla, vitamini bol sebzeyemekleri hazırlamalı,çocuğuna ve eşine özel günlerde ev yapımı pastalar yapabilmeli,bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi.

Evet bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar,evlerine ekmek yapma makinaları aldılar.Şimdi çalışan kadınlar toplantı aralarında bir birlerine ekmek tarifleri vermeye başladılar,dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım,istersen tarifini vereyim.Bende hafta sonu harika bir pasta yaptım.evdekiler bayıldı.Bir akşam gelinde sizede yapayım.

Bakalım Çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek ????

Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi.80 lerde,90 larda ve 2000 lerde hep aynı kaldı?.

Çalışan kadının iç sesi ve ev kadını hakkındaki düşünceleri:

İlkokul birinci sınıftan bu yana sabahın erken saatlerinde evden çıkıp, servise binip, bir yerlere gidiyorum. Hayatımın üçte ikisi okulda, üçte biri de iş yaşamında geçti. Karlı bir günde pencere kenarında kahve içmeye, yani evimin sıcaklığına hasretim. Şöyle zengin bir koca bulamadım ki, biraz rölantide yaşayayım hayatımı. Hep çalışmak, hep çabalamak zorundayım.

Ev kadını olmak ne büyük bir lüks kim bilir. 

Eğer ev kadını olsaydım;

Dilediğim an yan gelir yatar, dilediğim zaman yemek yapardım. O gün biraz kafam mı bozuk, "boşveeeer" der, komşuya kahveye giderdim. Çocuklarımı okula gönderdim mi, evimin tek efendisi ben olurdum.

Marketten ıspanak almaya gitmek, o günün programı olurdu. Zamanın efendisi olurdum ne de olsa. Bütün gün benim olurdu. Acele etmeme, öğle tatilinde market alışverişi yapmama, iş çıkışı koşa koşa kaş aldırmama gerek kalmazdı. Çocuğumun ne yediğini, ne giydiğini, ilaçlarını içip içmediğini, kakasının rengini bir başkasından duymama gerek kalmazdı. İki toplantı arası telefona sarılıp, yarın gidilecek doktor randevusunu organize etmek zorunda kalmazdım.

Kocamın ay sonunda getirdiği paraya razı olurdum. Belki de zaten hepimize yetiyor olurdu bu aylık. Hele bir de arabam varsa altımda, değmeyin keyfime. Bu kuaför senin, bu sinema benim gezer dururdum. Para nasıl kazanılıyormuş diye düşünmeden harcamak ne büyük bir ayrıcalık olurdu.

Çocuğum olunca "efendi"liğim katlanarak büyürdü, eğer ev kadını olsaydım. Biraz emzirir, biraz uyurdum. Biraz ütü yapar, biraz uyurdum. Ben yan gelip yattıkça, birileri benim arkamı toplardı nasıl olsa.

Her daim çocuğumun yanında olabilirdim. Hasta olduğu günlerde, o günkü "kahve" programımı iptal etmem yeterli olurdu. Özel izin belgeleri alıp, amirime onaylatmak zorunda kalmazdım. Kimseye hesap vermezdim.

Eğer ev kadını olsaydım, 

Çalıştığım ve çocuğumdan ayrılmak zorunda kaldığım için psikolojik baskı altına alınmazdım. Oğlumun beni özlediği anlarda "Annem beni hep bırakıp gidiyor" sözlerini gereğinden fazla ciddiye alıp, "hakkında şikayet var" diyerek sinirlerimi yıpratanlara meydan okuyabilirdim. 

Ev kadınları, bayram sabahında, kendi yaptıkları cevizli kadayıfı misafirlerine ikram ederken, ben evimi taşıyor olmazdım. Her bir tatil gününü, bir şeyler halletmek için bir fırsat olarak görmez, bizi anlamayıp hep kendi kapılarının çalınması bekleyenlere böyle uyuz olmazdım.

Eğer ev kadını olsaydım,

Dünyanın efendisi, evimin kraliçesi olurdum.

Ev kadınının iç sesi ve çalışan kadın hakkındaki düşünceleri:

Okul bittiği günden beri yan gelip yatıyorum. Yat, yat, yat. Nereye kadar? Kilolarım gitmek bilmiyor. Popom nasıl da büyüdü.

Bir can sıkıntısı, bir iç patlaması yaşıyorum ki sormayın.

Dağ gibi ütü var beni bekleyen. Elim kalkmıyor, gözüm açılmıyor. Esneye esneye akşamı ediyorum. Çocuk gürültüsü de cabası.

Bir gün üst komşuma, bir gün alt komşuma gitmekten de sıkıldım. Her gün aynı muhabbet.

Eğer çalışıyor olsaydım, hayatta bir amacım olurdu. Çocuk doğurmak ve ev işleri yapmaktan öte bir amaç. Kendim için var olduğumu hissederdim o zaman. Sabahları uyanmak için bir sebebim olurdu. Her gün "Acaba bugün ne giysem?" diye düşünürdüm. Kendime yeni giysiler alır, keyifle alışveriş yapardım.

Gündüz evden uzaklaşmak bana iyi gelirdi. Bütün gün bahçede oturup, başkalarını çekiştiren kadınlardan biri olmazdım. Bütün gün ilgileniyor muyum sanki çocukla. Sıkılıyorum hep aynı evcilik oyunlarını oynamaktan. Çocuğumla gerçekten sevgi dolu bir ilişkiyi paylaşabilirdim, sınırlı olan zamanda.

Apartman komşuları dışında da arkadaşlarım olurdu. Bazıları beni arkamdan vurmaya çalışsa da olsun, bu da bana bir tecrübe olurdu.

Köreliyorum böyle evde otur otur. Artık eskisi gibi gülümseyemediğimi fark ediyorum. Kendime güvenimi kaybediyorum zaman zaman. Hiçbir işe yaramadığımı düşünüyorum.

Eğer çalışıyor olsaydım, ara sıra iş seyahatlerine giderdim. Evimi ve ailemi ne kadar özlesem de, yeni yerler görmenin ve yeni insanlar tanımanın sevincini kendime katarak, daha mutlu dönerdim evime.

Her şeyden önemlisi kendi paramı kazanıyor olurdum. Her ay posta kutumuza atılan kredi kartı çıktılarını tek tek inceleyen kocama sinir olmazdım.

"Evimin direğine bir şey olursa ben ne yaparım?" endişesini duymaz, kendime daha çok güvenirdim. Bu güvencenin, evlerimizi tozdan arındırmaktan çok daha önemli bir misyonu olduğunu bilirdim.

Eğer çalışıyor olsaydım,

Dünyanın efendisi, hem evimin hem de iş yerimin kraliçesi olurdum.

Evde çalışan kadınlara verilen krediler

N.K(47 yasinda, 3 çocuk annesi, dul; Istanbul'da oturuyor; evinde nikah sekerleri hazirliyor)

N.K. 8 yillik evliyken esini kaybetti. Esi arabasiyla denize uçtugu ve bulunamadigi için banka hesaplarina uzun bir süre erisemedi. 3 çocugu vardi ve ailesinin destegi ile ayakta kalmaya çalisti. Ama sinirsel olarak çok yipranmisti; sürekli ilaç tedavisi ve terapi görüyordu. Sürekli agliyor, kolundaki titremeler geçmiyordu. En sonunda doktor kendisine bir ugras bulmasi gerektigini söyledi. “Ailemdeki en beceriksiz insan bendim. Dügme bile dikemezdim. Aslinda iktisat okumustum ama esim çalismami istememisti. O yüzden hiçbir becerim yoktu. Sürekli agladigim için evden çikip bir kursa da gidemiyordum. Ben de kardesimi kursa gönderdim. O kursta ögrendiklerini gelip evde bana gösteriyordu. Önce kumas boyama ile basladik. Ama gözyaslarimi durduramadigim için zorla 1-2 parça yapabiliyordum. Maddi durumum çok kisitli oldugu için ana renkleri alip ara renkleri onlari karistirarak elde ediyordum. Kumas olarak kocamin gömleklerini kesip kullaniyordum.” Nursen daha sonra cam boyama, ebru, batik, küp boyama yapmayi ögrenmis. Daha sonra bahçeden topladigi çiçekleri kurutup küpleri süslemeye baslamis. “Islerim yavas yavas begenilmeye basladi; siparis almaya basladim. Almanya'dan gelen bir akrabamiz size dügün hediyesi alamamistim deyip bir Singer makine hediye etti. Onunla piko, çeyizlik, bohça yapmaya basladim. Sonra yavas yavas dügün hazirliklari, kina keseleri, nikah sekeri derken çesitleri bayagi arttirdim. Dekorasyon dergilerinden dügün organizasyon sirketlerinin telefonlarini alip hepsini aradim. 3 sene sonra birisi beni geri aradi. Masa örtülerini diktirmeye basladilar. Derken nikah sekerlerini de bana yaptirmaya basladilar. Ben de mahalledeki bütün kadinlari organize ettim. Kim neyi yapabiliyorsa ona göre onlara da is verdim.” Nursen bu arada Maya'yi da gittigi bir toplantida duymus. Singer makine yetmemeye baslamisken 2004 yili mayis ayinda bir grup kurmus ve 4 arkadas Maya'dan kredi almislar. “Ben aldigim para ile yeni bir makine aldim; çiçek aldim. Ikinci kredi ile de ikinci bir makine aldim. Maya olmasaydi islerimi bu kadar büyütemezdim; bundan sonra alacagi kredi ile de bilgisayarli bir dikis makinesi alacagim. Zaten evi atölyeye çevirdik. Daha da büyütecegiz.”

Avcılar, Aracılar ve Kadınlar

Ev Eksenli Emek ve Kadın Örgütlenmesi Üzerine Bir Sözlü Tarih Çalışması
Bu belgesel sürecinde Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifi üyesi beş kadınla görüştük. Görüştüğümüz kadınlardan Pervin Oku ve Gönül Puşur kooperatifin kurulma sürecinde yer almıştı. Kezban Tutun ve Ayşe Şahin kooperatife daha sonra üye olmuşlar ve şu anda çalışmalarda aktif olarak yer almaktaydılar, Sevda Çeliker ise kooperatife yeni üye olmuştu.
Görüşmelerimiz sırasında amacımız yalnızca sorularımıza cevap almak değil, karşılıklı bir ilişki kurma, birbirimizi tanıma süreci yaşamaktı. Bunun için onlardan öncelikle kendilerini ve hayatlarını anlatmalarını istedik. Görüşmelerimizin devamında ev eksenli çalışma, kooperatifin kurulma süreci, amaçları, çalışmaları ve kazanımları ortaya çıkarmaya yönelik sorular sorduk. Kadınların evde çalışma hakkındaki düşünce ve duygularını, eşlerinin kooperatife katılmalarını nasıl karşıladığını, eşleriyle bir ikna süreci yaşayıp yaşamadıklarını, kooperatifin ekonomik kazanımları yanında sosyal ilişkileri ve aile içindeki ilişkilerinde ne gibi değişiklikler yarattığını anlatmalarını istedik. Görüştüğümüz kadınların kooperatif faaliyetleri içinde yer alma süreleri ve etkinlikleri, kadın politikalarına katılmış olup olmamaları yanında kendi kişisel sohbet biçimleriyle de değişen, yarım saat ile bir buçuk saat arasında süren görüşmeler yaptık.
Ev eksenli çalışma
Ev eksenli çalışma, işlerin ev içinde yapıldığı, genellikle aracılar (taşeronlar) kanalıyla dağıtıldığı, parça başı ücret alınarak ve çoğunlukla kadın emeğiyle gerçekleştirildiği bir esnek çalışma biçimi. Ev eksenli çalışan kadınlar, dikiş, örgü, işleme, yiyecek, oyuncak, paketleme, takı, elektronik eşya parçaları üretimi, montajı, tükenmez kalem, nikah şekeri üretimi gibi işleri parça başına ücret alarak gerçekleştiriyorlar. Esnek çalışma biçimleri, adının çağrıştırdığı gibi işe daha az, hayata daha çok vakit ayırma anlamına ne yazık ki gelmiyor. Tam tersine, çalışma saatlerinin karşılığı ödenmeden uzadığı, hafta sonu tatilinin ortadan kalktığı, işin sürekli olmadığı, çalışanın pazarlık etme şansının olmadığı, sosyal güvencesiz ve örgütsüz bir çalışma biçimi durumunda. Çalışmanın ev içinde yapılması da işveren, kadının ailesi ve hatta kendisi tarafından bunun “çalışma” sayılmamasına, görünürlüğünün azalmasına neden oluyor. Ancak tüm bu sorunlarının yanında ev eksenli çalışma, ev dışında çalışma imkanı bulamayan kadınlar için önemli bir çalışma alanı ve gelir elde etme biçimi olarak kadınların ekonomik güçlenmesini sağlayabiliyor. Avcılar Kadın Kooperatifi işte bu noktada, mevcut olan ilişkilerin daha sağlıklı hale gelmesini, kazancın büyük bölümüne el koyan aracıların ortadan kaldırılmasını ve kadınların maruz kaldığı emek sömürüsünün azaltılmasını sağlamaya çalışıyor.
S.S. Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi
Avcılar’da hepsi ev eksenli çalışan sekiz kadın, Haziran 2002’de Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifini kurdular. Türkiye’de bu alanda kurulan ilk kooperatif olan ve yenilerinin açılmasına da öncülük eden Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi üyeleri kurulma aşamasında zorluklar çektiklerini, Türkiye’de kendilerine örnek oluşturacak bir yapı olmaması nedeniyle sıkıntılar yaşadıklarını belirttiler. Kooperatifin gelecekle ilgili hedeflerini ise Pervin şöyle anlattı: “Kooperatifler birliğini oluşturma en büyük hedefimiz o… İleriki büyük hedeflerimiz var tabii ki bizim sendikalı olabilme gibi kendi sendikamızı kurma gibi. Gelecek için çok çok büyük projelerimiz var. Nedir? Bireysel yatırılan sigorta primlerinin aşağıya çekilmesi, büyük firmalarla işbirliği yaptığımız zaman ordan asgari ücret, iş ücretlerini artırma gibi.”
Ev eksenli çalışan kadınların maruz kaldıkları sömürüyü ortadan kaldırmak amacıyla, kendi çabalarıyla kurdukları Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifi, bu sömürü mekanizmasının önemli bir halkası olan aracıları (taşeronlar) ortadan kaldırmayı başarmış. Genellikle aracıların getirdiği işleri yapan kadınlar asıl işverenin kim olduğunu, aynı işi yapan diğer kadınların ne kadar kazandığını bilmiyor, aracıyla ücret pazarlığı yapamıyorlar. Aracı ise işverenden aldığı ücretin önemli bir bölümüne el koyuyor. Ayşe “ben taşeronun ne demek olduğunu bilmiyorum, sadece kadınların üstünden para kazanmaya çalışan insanlar diyorum, taşeronun açılımını falan bilmiyorum.” derken Gönül firmadan çıkan işin bazen üç taşeron aracılığıyla kadınlara ulaştığını anlattı ve “bir milyondan firmadan iş çıkıyorsa o işi yapana çok çok 250-300 bin lira para kalıyor.” dedi.
Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifi bugün 40’ın üzerinde üyeye sahip ve düzenledikleri toplantılar ve eğitim çalışmalarıyla Avcılar bölgesinde 100’ün üzerinde kadına ulaşıyor. Çalışmalarıyla kadınların verdikleri emek karşılığında aldıkları ücretlerde önemli bir artış sağlayan ve kadınlara daha sağlıklı çalışma ilişkileri sunan kooperatif, aynı zamanda kadınlara kamusal alanda varolabilme, sosyal ve toplumsal ilişkilerini geliştirme ve aile içinde eşitlikçi ilişkiler yaratabilme imkanı sağlıyor. Örneğin, Kezban kooperatifte çalışmaya başlamasıyla, daha önce evde parça başı iş yaparken kendisine acıma duygusuyla yaklaşan çevresinin şimdi kendisine saygı duyduğunu anlattı. Özellikle kooperatife daha sonra üye olan Kezban, Ayşe ve Sevda başlangıçta eşlerinin tepkileriyle karşılaştıklarını, eşlerini ikna etme konusunda çaba gösterdiklerini belirttiler.  Zaman içinde eşlerinin kabullenmeye başladığını, hatta şu anda kendilerine destek olduklarını ve bunun aile içindeki ilişkilerinde de bir değişim yarattığını anlattılar.
Görüşmelerimiz sırasında, kooperatifin getirdiği ekonomik ve sosyal değişimler yanında, kadınların kendilerini kavrayışlarında nasıl bir değişiklik yarattığını da anlamaya çalıştık. Kezban artık kendisini çalışan bir kadın olarak gördüğünü, kendisine güveninin arttığını ve yarıda bırakmak zorunda kaldığı okulunu dışarıdan bitirmeye karar verdiğini anlattı. Ayşe de kendisini çalışan bir kadın olarak mı gördüğünü sorduğumuzda “ben part-time çalışıyorum diyorum. Yarım gün ev kadını yarım gün kooperatifte çalışıyorum, yani çalışıyorum, bi emek sarf ediyorum” şeklinde yanıt verdi. Kooperatif kadınlara kendilerini değerli hissetme, kendi değerlerini fark edebilme imkanı sağlıyordu. Ayşe, başka bir kooperatife yapılacak işi öğretmeye gittiğinde kendini ne kadar önemli hissettiğini anlattı: “triko işi öğretmeye gittim. Kendimi o kadar önemli bir insan hissetim ki... 6-7 tane kadın beni bekliyorlar sırf, ben onlara iş görtericem, iş öğreticem, nasıl yapılır…yani kendimi tuhaf hissettim anlatabiliyo muyum, çok önemli bi insanmış gibi hissettim.”
Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi, ev eksenli çalışan kadınların kendi kararlarıyla, kendi mücadeleleriyle, kendi elleriyle kurdukları bir örgüt. Maruz kaldıkları sömürüyü ortadan kaldırmak, emeklerini görünür kılmak, ekonomik, toplumsal, kişisel bir değişim yaratabilmek, yaşamı daha iyi hale getirmek için. Biz de Filmmor Kadın Kooperatifi bünyesinde gerçekleştirdiğimiz kolektif bir çalışmayla bunun görünür kılınmasına katkıda bulunmaya çalıştık. Görüşmemiz sırasında Pervin,  “kadınlar görünür kılmaya çalışıyorlar. Yani ev eksenli çalışan kadınlar kendi emeklerini görünür kılmaya çalışmaya, eşlerine, ailelerine, bunu başladılar bence” demişti. Emeklerimizin görünür olması dileğiyle...

Evden Çalışan Kadınlar Hangi İşleri Yapıyor


İngiltere'nin bazı bölgelerinde kadınlar evde soğan doğrayarak para kazanıyor.

PORTEKİZ'E bağlı Madeira Adası'nda binlerce kadın evde sepet örerek hayatını kazanıyor.


Bulgaristan'da evden çalışan kadınlar ıhlamur, kuşburnu (bubuş) vb... toplarken


HİNDİSTAN'DA ise evde yapılan işler arasında en yaygın olan tütsü.

Evden Çalışan Kadınlar

Hangi ev işleri yapılıyor?
BUNLARDAN ilk akla gelen tekstil... 1996 tarihli bir araştırmaya göre, tekstil firmalarının yüzde 40'ı evlere iş veriyor. Diğer sektörlerde evde iş yapan kadın sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Oyuncak parçalarının montajından paketlemeye, kibrit kutulamadan tükenmez kalem montajına kadar birçok iş, kadınlar tarafından evde yapılıyor.

Sosyal güvenceleri yok
GENEL OLARAK baktığımızda kendi hesabına, "parçabaşı" dikenler de var, bir patrona bağlı olarak çalışanlar da... Her iki grubun ortak yanı ise; herhangi bir sosyal güvencelerinin olmaması. Dünyaya baktığımızda, evde çalışan kadınların örgütlenmiş olduklarını görüyoruz.
Evde çalışan kadın örgütlerinin temsilcileri, "Türkiye'de ev eksenli çalışan kadın işçiler" adını taşıyan bir toplantı düzenliyor. BM Kadın Fonu tarafından desteklenen toplantı, 23-27 Ekim tarihlerinde İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri'nde gerçekleştirilecek.
Toplantıda Afrika'dan, Hindistan'a birçok ülkeden kadınlar çalışmalarda yer alacak. ABD, İngiltere, Yunanistan, Hindistan, Portekiz ve Özbekistan'dan gelen kadın akademisyenlerin yanı sıra Türkiye'den Doç. Dr. Şemsa Özar, Prof Dr. Ferhunde Özbay, Ayda Eraydın ve Yıldız Ecevit de birer tebliği sunacaklar.

DÜNYADA NASIL?
TÜRKİYE'DE evde çalışan kadınların sosyal güvencesi yokken, dünyadaki kadınların durum da örgütlü oluşlarının dışında bizden farklı değil. Orada işler daha çeşitli. Örneğin İngiltere'nin bazı bölgelerinde kadınlar evde soğan doğrayarak para kazanıyor.
PORTEKİZ'E bağlı Madeira Adası'nda binlerce kadın evde sepet örerek hayatını kazanıyor.
HİNDİSTAN'DA ise evde yapılan işler arasında en yaygın olan tütsü.
Kadınlar  Evde çalışmak Evden çalışmak hakkinda aciklamalar Evde çalışmak Evden çalışmak konusunda bilgiler.

Evde oturan erkek-çalışan kadın!


Bir kız arkadaşım sinirli bir şekilde beni aradı, ilk lafı da "Bu erkeklerin çocuk tavırlarından bıktım!" Sizin gibi ben de anlamadım tabii ki, ne olduğunu sordum. Meğer, takıldığı genç erkek arkadaşı ilk kez onun evine gitmiş uyandıkları sabah "senin bu bahçeyi biraz adam edeyim, ben burada yaşarım yahu" diye esprili bir dille yaklaşmış kıza. Arkadaşım da bunu duyunca delirmiş tabii, "Burası benim evim, bana kadar bir yaşam alanı var, bahçeme karışamazsın. Ne zaman seninle bir eve çıkarız o zaman beraber yaşamaya başlarız, o zaman bahçeyi de düzenlersin, garajı da" deyip çocuğu evden postalamış. Kadınla erkeğin yer değiştirdiğinin güzel bir kanıtı! Eskiden yuva hayali kuran genç kızların yerini şimdilerde küçük adamlar aldı. Hali vakti yerinde bir kadın buldukları zaman evlerine çökmek, mümkün olduğu kadar çalışmamak, kız arkadaşı ona ne hak görürse hiç sıkılmadan kabul edip sesini çıkarmamak mottoları. Kadını ne derse o yani! Ona dokunmayıp, bir iş yapmasını istemesinler de ne olursa olsun! Yani günümüz erkekleri kadınlar tarafından bakılmak istiyorlar artık, başka boyuta geçtiler. Ama diğer taraftan da erkekliklerini sürdürüyorlar tabii ki. Buzdolabına bir tane bir şey koymayıp, eksikliğinde de hesap sorabiliyorlar.
ÇOKPARTNERLİ DÖNEM
Bu durum, kadınların "çok partnerli" döneme geçişini sağladı doğal olarak. Eskiden erkeklerin 3-5 partneri varken, şimdi kadınlarda bu durum hâkim. Her gece başkalarıyla takılanlar kadınlar oldu günümüzde. Erkek, kendi arkadaşlarıyla tatile gidiyorsa kız arkadaşı da kız kıza bir yerere gitmek yerine, koşuyor diğer sevgililerinin yanına. Kadınların bu kadar güçlü olmasının bir diğer nedeni ise artık kadınların üzülme sınırlarını kendileri belirliyor olmaları. Erkekleri analiz edip adam evliyse ona göre, ruhsuzsa ona göre davranıp çok fazla takmamaya çalışıyorlar. Gözü yaşlı, kalacak yer arayan erkeklerin çoğaldığını eminim siz de fark etmişsinizdir.
HEM GÖZE HEM KULAĞA
Yaz mevsiminin geldiğini anladığımız şeylerin başında gelen festivallerin en babası İstanbul Caz Festivali de başladı. Bünyesindeki 50 konserle İstanbullulara hatırlanacak zamanlar geçirtecek olan Caz Festivali'nin bu seneki bence en önemli konuğu Seal! Matraş sponsorluğunda verilecek olan konserde enfes bir müzik döneceğine eminim. Son albümündeki swing dokulu şarkıları bizimle paylaşacağını düşünüp heyecanımı katlıyorum. Konserle ilgili en çok merak edilen konu da tabii ki Seal'le beraber top model Heidi Klum'ın da gelip gelmeyeceği. Seal'm performanslarını kaçırmadığı gerçeği umudumuzu artırıyor. Bir başka merak edilen de Grace Jones konseri. Hani gerçek bir deliyi sahnede izlemek enteresan olacaktır eminim. Bir de 13 Temmuz gecesi Esma Sultan'da konser verecek olan Lisa Ekdahl'ı tavsiye etmem gerekir. Ülkemizde çok ünlü olmasa da harika bir caz piyanisti ve vokalisti olan Ek-dahl ayrıca çok da seksi bir kadın. Her zaman böyle "hem göze hem kulağa" fırsatı gelmez önümüze değerlendirmek lazım!
Adımı kalbine yaz, hatırla!
Valla benim dinlediğimde albüm bitmişti, hatta en geç 14 Temmuz Çarşamba günü piyasada olacaktı. Geçmiş zamanla konuşuyorum, çünkü Tarkan bu, işine karışılmaz! Albümün asıl olayı ise Tarkan'ın muhteşem çıkış şarkısı. Adımı Kalbine Yaz adlı bu şarkıyı Bilge'den ayrıldıktan sonra yazan Tarkan, duygularını o kadar samimi ifade etmiş ki etkilenmemek mümkün değil. Savulun, bu sefer gerçekten Tarkan geliyor!

Evde Çalışan Kadınlar Ve Sorunları

Evde ama bir başka evde bir oda hayal edin...Her taraf kot pantolon, kot etek, kot çanta, kot bluz, kot ceket...Yine boncuklar, taşlar, iplikler....

Hayal gücümüzü zorlayacak düzeyde, ancak su gibi, ekmek gibi gerçek evlerin gerçek odaları bunlar... Ve kadınlar özellikle büyük şehirler de hiçbir istatistikte yer almayan, varlıkları bilinmeden, tam bir arı kolonisi gibi çalışıyorlar.Kot pantolonların paçalarına taş işlemekten, mandal parçalarını birleştirip mandal yapmaya; tezgahlarda ya da büyük giyim mağazalarının vitrinlerin de ki aksesuarlara kadar bir çok farklı ürünü elleriyle işliyorlar...

Türkiye gibi işsizliğin çok büyük rakamlara ulaştığı, çalışma yaşamının evli ve çocuklu kadınlara göre düzenlenmediği , özellikle büyük şehirler de kadınların neredeyse ev hapsi yaşadığı koşullarda; bazen evde çalışmak bir çok sıkıntıyı ortadan kaldırıyor. Ortadan kalkan en büyük sıkıntı çocukların bakımı ve ulaşım problemleridir.Yoksul bir aile de annenin asgari ücretle işe girmesi, ancak çocukların bakımını üslenecek bir yakının ve iş yerinin eve yürüme mesafesinde olmasıyla mümkündür. Bu nedenler dışında ki nedenler; örneğin kadının eğitimsizliği, kadın cinsiyetine yönelik baskılar nedeniyle evde aile bütçesine katkı sağlayabileceği bir işi yapmak, kadınlar açısından evde çalışmayı daha da uygun hale getirmektedir. 

Kadının ev içinde ki görünmeyen emeği, son derece bunaltıcı, sürekli tekrar eden ve kadını tüm gelişmelere dışarı da ki hayata kapatan bir özelliktedir. Üstelik evde yaptığınız işin süresi, molası, tatili yoktur. Bu zeminin üzerine bir de evde yapmak üzere aldığınız bir işi düşünün: İş haftalık bir iş...500 tane kot çantanın üzerine çiçek işleyeceksiniz renk renk taşlarla. Yanınıza en az beş kişi bulacaksınız, çantanın tanesi 500.000 liradan işi hiç hatasız ve süresinde teslim edeceksiniz. Günde en az 12-13 saat çanta işleyip, çocukları okula gönderip, yemek, alış veriş ve temizlik yapacaksınız. Evde bakıma ihtiyacı olan bebeğinize ya da kayınvalidenize bakacaksınız, her türlü hizmeti artık aile bireyleri dışında, çantaları birlikte işlediğiniz komşulara akrabalara vermeye devam edeceksiniz. Çünkü, işi organize eden sizsiniz.

Sürekli oturarak çanta işleyip, bulduğunuz ilk fırsatta evin içindeki işleri yetiştirmeniz gerektiği için sürekli ayakta ve çok hızlı olacaksınız. Bir süre geçtikten sonra beliniz ve boynunuza ağrılar yerleşmeye başlayacak. Ama zaten fazla sayıda doğum, kötü beslenme, rutubetli bir evde yaşamaktan kaynaklı alışkınsınız bir çok ağrıya. Ve toplumun en savunmasız, en ağır işçilerinden biri olarak, evin dışında ki hayattan tamamen izole olacaksınız. Ancak tüm bunlara rağmen annesiniz, eşsiniz ve eve az da olsa para girecek, çocuğunuzun okulunda eğitime katkı payını, çocuğunuzun harçlığını vereceksiniz içiniz rahatlayarak...

Ve artık bekleyeceksiniz bir daha ne zaman iş getirecek, sizi düşünen, kollayan o tanıdığınız... 

Evde çalışan kadınların kooperatifi, taşeronu alt etti

İstanbul Avcılar'da, 8 ev kadınının aile bütçesine ek gelir sağlamak amacıyla kurduğu Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi, 5. yılında bölgedeki taşeron şirketlerin tekelini yüzde 90 oranında kırdı. Kemer, paketleme, oyuncak, anahtarlık, penye işlemeleri, boncuk gibi işleri yapan kooperatife kadınlar, kuruluş aşamasında Dünya Bankası'ndan ve çeşitli projelerden destek alsalar da bugünlerde kira masrafını bile ödemekte güçlük çekiyor. 
Adana, Hakkâri, Batman illerindeki benzerleri gibi yerel yönetimlerden destek alamadıklarını ifade eden kadınlar, destek eksikliğini ise Avcılar'ın diğer bölgelere nazaran düşük işsizlik oranına sahip olmasına bağlıyor.
Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi üyesi Semra Billur, 24 resmi üyelerinin bulunduğunu, işin yoğunluğuna göre 100 kişiye ulaşabildiklerini söylüyor.
Günde 1-5 saat arası çalışan kadınlar, ayda yaklaşık 100 ile 300 YTL arasında ek gelir elde ediyor. Üniversite bitirip evinde anahtarlık yapan kadınların yanı sıra penyeye boncuk işleyen erkeklerin de yer aldığı kooperatifte, imam nikâhıyla yaşayan kadınlara resmi nikâh yapılması ve çeşitli el sanatları kursları düzenlenmesi gibi destekler de veriliyor. Kooperatif 5 yılda, M-Store, Detay Triko, Adil Işık, Ece Fermuar, Nokia gibi firmalara iş yapmış.

Kooperatifle kesintiler azaldı
Ev işlerinden arta kalan zamanda yaptıkları "işler"den, taşeronların yüzde 50'ye varan kesintilerinden bıkan Avcılar bölgesindeki kadınlar, birlikte hareket etme kararı alarak, 2002 yılında "Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi"ni kurdu. Kesintilerin kadınlarda kalmasını sağlayan kooperatif, sadece büro masraflarının karşılanması için kadınlardan yüzde 10 kesiyor.
Ancak işlerin durgun olması nedeniyle kira masraflarını bile ödemekte güçlük çektiklerini anlatan Semra Billur, yine de bölgede evine iş alan kadınların büyük çoğunluğunun kooperatife üye olmayı istediğini söylüyor. Billur, "Artık Avcılar'da bu işin yüzde 90'ını biz yapıyoruz" diyor.
Kooperatif üyesi Ayşe Şahin ise evde çalışan kadınlar için sigorta sisteminin gelişmediğini, kooperatif kurulmadan önce yaptıkları işin karşılığını alamamak dahil birçok zorlukla karşılaştıklarını söylüyor. Kurum olarak faaliyet göstermelerinin ise şirketlere güven verdiğini anlatan Şahin, "Çevremizde dönemsel olarak bizimle çalışan, destek veren kadınlar var ve işleri yetiştiremememiz söz konusu değil. Ancak iş bağlama noktasında, girişimcilik tarafında eksiğimiz var" diye konuşuyor.
Kooperatif üyesi kadınlar, hazırladıkları bazı triko işlemelerinin yurtdışına da satıldığını belirtiyor. Hazırladıkları malların tedarik ve nakliyesini ise firmalar sağlıyor.

Üniversite mezunu bile çalışıyor
Özellikle sanayi bölgelerine yakın semtlerde ek gelir sağlamak için yapılan ev işleri, sadece ev kadını anneleri kapsamıyor. İşin yoğunluğuna göre babalar ve çocuklar da çalışmaya katılabiliyor. Üniversite bitirip evinde anahtarlık yapan kadınlar ve penyeye boncuk işleyen erkekler de kooperatifte çalışmış. Kadınlar boncuk işlemede uzun süre çalışmaları halinde göz bozuklukları yaşayabiliyor veya günlük 3 saatten fazla çalışınca fizik tedaviye gitmek zorunda kalabiliyor. Tüm bu süreçten kazandıkları ise genelde ev eşyalarının taksitlerini ödemek oluyor. Kadınlar işledikleri penye başına 1 YTL, kemer başına 100 kuruş, yaptıkları anahtarlık başına 20 kuruş, fermuar başına 50 kuruş ve askı başına 40 kuruş ücret alıyor.


Kooperatif üyesi kadınlar ne diyor?
Sevim Soytürk: Kooperatifi çocuğumu okula götürürken fark ettim ve üye oldum. Evde yaptığım işlerden kazandıklarımla halı ve koltuk takımı taksitlerini ödedim. Biz o penyelerin üzerine boncuk işleyince 70 liraya satılıyor, işlemesek 20 lira etmez.

Kezban Tutun: Kuruluşundan itibaren kooperatifte aktif üye olarak yer alıyorum. Maddi imkânsızlıklar oğlumun eğitimine engel olmaya başlayınca, evimde yaptığım işlerden kazandıklarımla Çorlu'da okuyan oğlumun üniversite masraflarını karşıladım.

Mahmure Arıcı: Kedime mama almaya gidip, gelirken kooperatifi fark ettim. Daha önce gelinlik ve örme firmalarıyla çalıştım. Kazandıklarımla çocuğumun servis masraflarını ve mutfak ihtiyaçlarını karşılıyorum. Çözemediğimiz sorunlarımız olunca da birbirimizle dayanışma sağlıyoruz.

Çalışan kadın daha mutlu iddiası

Ev kadınlarının çalışan kadınlara oranla evliliklerinden daha az memnun olduklarını açıklandı. İşte çalışan kadının mutlu olmasının nedenleri

Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Halk Sağlığı Hemşireliği
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Behice Erci ev kadınlarının
çalışan kadınlara oranla evliliklerinden daha az memnun olduklarını söyledi.

Doç. Dr. Erci yaptığı açıklamada kız çocuklarının eğitiminin önemine dikkati çekerek ebeveynlerin özellikle kız çocuklarının geleceğini düşünerek en iyi şekilde eğitim almaları için imkanlarını seferber etmesi gerektiğini vurguladı.

Yaptıkları bilimsel bir çalışmada çalışan kadınların ev hanımlarına oranla evliliklerinden daha fazla memnun olduklarını belirlediklerini anlatan Erci "495 kadınla yaptığımız araştırmada ev kadınlarının evliliklerinden daha az memnun olduklarını belirlemiştik" diye konuştu. Bunun altında çeşitli nedenler olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ercişunları söyledi:

"Ev hanımlarının evliliklerinden memnun olmamalarının nedeni; evlilik beklentilerinin karşılanmamasıdır. Fakat çalışan kadın hem evde hem daha üretken olduğu başka alanlarda uğraş veriyorlar. Bu da evliliklerinde daha mutlu olmalarını sağlıyor.

Kadının çalışması gerek ruh gerekse beden sağlığı açısından da çok önemli. Çalışan kadının kapasitesi arttığıüretken olduğu isteklerinikabul ettirebildiği ve maddi bir kazancı olduğu için yaşam sevinci daha fazla."Yapılan bir başka bilimsel araştırmada da ev kadınlarının ruhsal problemlerinin daha fazla olduğunun belirlendiğini sözlerine ekleyen Erci"Çalışan kadın üretmenin sevincine yaşıyor. Bu da evlilikteki memnuniyeti artıyor" dedi

Ayda 100 TL ile ekonomik özgürlüklerini kazanıyorlar

Aracıların fabrika ya da fabrikalara çalışan atölyelerden aldıkları pul, boncuk dikme gibi fason işleri evde yapan kadınlar, bir ayda kuruş kuruş biriktirdikleri 100-150 lira gibi çok düşük gelirle aile bütçesine katkıda bulunuyor. Avcılar`da ev ekse

Aracıların fabrika ya da fabrikalara çalışan atölyelerden aldıkları pul, boncuk dikme gibi fason işleri evde yapan kadınlar, bir ayda kuruş kuruş biriktirdikleri 100-150 lira gibi çok düşük gelirle aile bütçesine katkıda bulunuyor. Avcılar`da ev eksenli çalışan kadınlar ise, firmadan aracısız iş almak için kurdukları kooperatifin çatısı altında 50 lira fazla kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. Kooperatifin yeni hedefi aylık geliri asgari ücrete denk getirmek. Kooperatif de dahil, örgütlenmekte olan ev eksenli çalışan kadınlar bunun için Çalışma Bakanlığı`na veAsgari Ücret Tespit Komisyonu`na başvurmak üzere bir imza kampanyası başlatıyor. İki yıldır Küçükçekmece`deki evinde, hiçbir zaman mağazadan alıp da giyemeyeceği bluzlara, kazaklara, kendi yatağına örtemeyeceği örtülere pul, boncuk diken 3 çocuk annesi Şükran, işlediği penye başına 70 kuruş kazanıyor. Günde 5 tane yapabilirse 100 lirayı aşıyor aylık geliri. Kazancı az da olsa bu zamanda evde boş durmaktan iyi olduğunu, aile bütçesine katkıda bulunduğunu söylüyor. Memur olan eşinin maaşı ev kirası ve faturalara ancak yetiyor. Şükran da, çocuklarının harçlığını veriyor. İşi doğrudan alamadıkları için az kazandığının farkında olan Şükran, `İşi biz yapıyoruz, kaymağını başkaları yiyor.` diyor. Kendisini çalışan bir işçi gibi göremiyor ama kazancını eline alınca kendisini daha iyi ve güvende hissettiğini söylüyor. Kadınlar katkıda bulunmasa erkeklerin ev geçindirmekte çok zorlanacaklarını söylemekten de geri durmuyor. Şükran ve aynı mahalledeki aracıdan iş alan, evde bir işçi gibi çalıştığı halde hiçbir sosyal güvencesi olmayan diğer, kişilerin doğrudan firmadan iş almak üzere örgütlenmek ve daha çok kazanmak gibi bir düşünceleri hiç olmamış. Aksine, kendilerine iş verdiği için aracı hanıma teşekkür ediyorlar. Çünkü, bu işi yapacak çok kişi var. Avcılar`da Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi`nin ortakları ise, aracılardan kurtulup doğrudan firmadan iş alarak gelirlerini artırmanın mutluluğunu yaşıyor. 1996`da İstanbul`daki Habitat toplantısında, Hindistan`dan SEWA (Serbest Çalışan Kadınlar Örgütü) adlı sendikanın çalışmalarını gördükten sonra örgütlenme çalışmalarına başlayan Oku ve 7 arkadaşı, kooperatifi 2002`de kurmuş. Şu anda 40 üyeleri var. Bir triko firmasından aldıkları ürünlere pul ve boncuk dikerek ayda yaklaşık 180 lira kazanıyorlar. Fermuar işi yaparken aylık gelirlerinin asgari ücrete yaklaştığını belirten Pervin Oku, `Hiçbir sosyal güvencemiz yok, çünkü firmalar bizi işçileri olarak kabul etmiyor. Kooperatif olarak firmayla işçiler arasında aracı vazifesi görüyoruz. Aylık gelirimiz asgari ücrete denk gelsin diye parça başı ücrete bir alt sınır tespit edilsin istiyoruz. Bunun için imza kampanyası düzenleyip Ankara`daki yetkililere ulaştıracağız. Kooperatif de bir zamanlar hayaldi. Asgari ücretin bir gün gerçekleşeceğine inanıyoruz.` diyor. Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu üyesi Nazik Işık, aracıları atlayarak geliri yükseltmek ve işin karşılığını düzenli alabilmek için örgütlenmenin bir çözüm olduğunu söylüyor. Nazik Işık, kooperatif kurmanın avantajlarını şöyle anlatıyor: `Kooperatif ile fason iş bağlantıları aracısız yapılabilir veya toplu işlere malzeme alırken fiyat düşürülebilir. Bu şekilde öncekinden daha fazla kazanmış olur, sürekli iş elde edebilir, geliri garantilenir, ödemelerini düzenli alabilir. Ayrıca farklı örgütlenmeler bir araya gelebilirse sigorta ve sendikal haklar da elde edilebilir. Çok büyük ücretlerden değil, ayda 40 lira kazanacağına 80 lira kazanmaktan söz ediyoruz. Rakam küçük gibi görünebilir ama bu aldatmasın, gelir yüzde yüz artırılabilir. Bütün dünyadaki araştırmalar gösteriyor ki, kadınların gelirlerinin artması çocukları çok olumlu etkiliyor. Fazladan her 1 lira çocuklara daha iyi beslenme ve eğitim olarak dönüyor.` Türkiye`de en az 8 kadın bir araya gelerek kendi kooperatifini kurabiliyor. Kooperatifleştikten sonra yasal hakları kullanabilmek ise, iş aldıkları zaman kontratı nasıl yaptıklarına göre değişiyor. Ev eksenli çalışanlar işçi olduklarını ispat edemiyor Ev eksenli çalışanlar çalışma statülerine göre farklı kanunlara muhatap oluyor. Örneğin, satmak için bir şeyler üretip kenara koyan bir kadın serbest çalıştığı için ancak Bağ-Kur`lu olabilirken, firmadan ya da kişiden iş alan 4857 sayılı yeni İş Kanunu`na göre işçi sayılıyor. Ancak işçi olarak yasalardaki tüm haklardan yararlanabilmek için öncelikle o firmanın işçisi olduğunu ispat etmek gerek. Bunun için iş müfettişliğine başvurup kendini ihbar etmek bir yöntem. Ama firmalar bordro doldurmamak, fatura kesmemek, ürünlerin marka ve etiketlerini sonradan eklemek, işin örneğini bile bırakmamak gibi yöntemlerle ispatı önlüyor.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Avantajix ile İnternet Alışverişlerinizden Para Kazanabilirsiniz


 Avantajix
Avantajix
Avantajix alışverişlerinizden para kazanma sistemi
Avantajix nedir?Avantajix internet üzerinden para dağıtan teknolojik bir platformdur.
Avantajix’te listelenmiş bir mağazaya girip oradan alışveriş yaptığınızda, mağaza Avantajix’e bu alışveriş karşılığında bir komisyon öder.
Avantajix kendisine ödenen bu komisyonun tamamını -evet, %100’ünü- size “para iadesi” adı altında geri verir.
İnternet hayatımıza girdiği günden beri artık hayatı onsuz düşünemez olduk. Artık onunla haberleşiyor, onunla araştırıyor, onunla alışveriş yapıyoruz. Bu durum yepyeni hizmetlerin ortaya çıkmasına da imkan tanıyor. Bunlardan biri de Türkiye’nin ilk ve tek “Para İade Sitesi” olan Avantajix.
Sitenin kurucu ortaklarından Güçlü Kayral’a göre “Türk halkının hızla büyüyen bir oranı internet üzerinden şu veya bu şekilde para harcıyor. Ama internetin tüm avantajlarından haberdar olduğunu söylemek zor.” Kayral bu tezini şöyle açıklıyor: “İnternette alışveriş yapanlar, reklamlar, haberler veya arkadaşları vasıtasıyla haberdar oldukları sitelerden alışveriş yapıyorlar. Bunlardan bir bölümü de karşılaştırma siteleri vasıtasıyla daha uygun fiyatlar bulabileceklerini düşünüyorlar. Ama her arkadaş herşeyi bilmediği gibi, her karşılaştırma sitesi de başka bir sonuç veriyor. Bu nedenle yurtdışında çok başarılı olmuş ama Türkiye’ye daha önce girmemiş bir sistemi getirdik: Para İade Sistemi.”
Bayi komisyonunu müşteriye geri ödeyen bayi: AvantajixAvantajix’in bir diğer kurucu ortağı olan Tunç Buyurgan siteyi ve sistemi şöyle anlatıyor: “Türkiye’de ticaret öteden beri alıcıyla satıcının fiyatta pazarlık yapması üzerine kurulmuştur. Öyle ki bu artık bir oyun halini almış, satıcılar da fiyatlarına “pazarlık marjı” denen miktarı ilave etmeden fiyat belirlemez olmuşlardır. İnternetin gelmesiyle pazarlık imkansız hale gelmiştir. Buna Alışveriş Merkezlerindeki artık fiyat tartışılmasının ayıp olduğu fiks etiketli sistem de eklenince Türkiye birdenbire Avrupa’nın en pahalı ülkelerinden biri haline gelmiştir.”
Tespitlerini açıkladıktan sonra çözümün “Para İade Sistemi” olduğunu iddia eden Buyurgan şunları söylemekte: “Aslında yapılacak şey basit. Fiyatlar yine fiks olur, ama bazı mecralarda indirim arayan o eski ve büyük kitleye hitap edebilirsiniz. Çünkü promosyon, avantaj, kampanya, indirim, fırsat.. bunlar sihirli kelimelerdir. Şimdi bu kelimelere bir yenisini daha ekliyoruz: Para iadesi.”
Para iadesinin aslında bayi komisyonundan başka birşey olmadığını da söyleyen Buyurgan’a göre kurmuş oldukları Avantajix.com sitesi, aslında herkesin bayisi olan bir site. Bu site üzerinde çeşitli mağazalar para iadesi öneriyorlar. Hatta aslında onlar hiçbirşey önermiyorlar. Çünkü Avantajix satış yaparsa Avantajix’e bayi komisyonunu ödüyorlar. Avantajix te çok şaşırtıcı bir şey yapıyor: Bu bayi komisyonunun tamamını o alışverişi yapan kişiye ödüyor.”
İşte bu yepyeni bir sistem. İnternetin bayiliği öldürdüğü söylenen bir dönemde bayiliğin internete yepyeni bir kan getirmesi. Buyurgan devam ediyor: “İnternetin bayi ve aracıları öldürdüğü söyleniyor. Bu eksik bir bilgi. Çünkü artık müşteriden komisyon alan aracı ve bayi çağı bitti, müşteriye komisyon ödeyen aracı ve bayi çağı başlıyor.”
İndirim’in indirim olmayan şekli: “Para iadesi”Buyurgan, sistemi anlatırken şunun altını çizmeyi de ihmal etmiyor: “Biz Avantajix’te indirim vermiyoruz. Para iadesi veriyoruz. İkisi başka başka şeyler.”
İndirim yaparken bazen istenmeyen pozisyonlara düşebilirsiniz. Bir kişiye indirir diğerine indirmezseniz ciddiyetinizden şüpheye düşülür. Dün normal fiyattan sattığınız ürünü bugün indirime sokarsanız, dün aynı malı daha pahalıya almış olan müşterinizi kırarsınız. Üstelik indirimi denetleyen kurallar vardır. İndirim belli sezonlarda yapılması gerekir. İndirim yapılan ürün sezondaki ürünün aynısı olmalıdır. Vesaire vesaire. Fakat para iadesi sizin verdiğiniz bir indirim değildir. Para iadesini veren sizin bayinizdir. Yani siz satışı yapan bayiye bayi komisyonu ödersiniz. Eskiden bu komisyon bayinin cebine girerdi, şimdi biz bunu Türkiye’de ilk defa “ne komisyon alırsak hepsini müşteriye geri veriyoruz” diyoruz. Sonuçta indirime benzeyen ama indirim olmayan bir şekil...”
Aslında sistem çok basit. Müşteri www.avantajix.com adresine girip, istediği dükkanı tıklıyor ve o mağazadan alışveriş yapıyor. O mağaza Avantajix’e bayi komisyonunu ödüyor. Avantajix te bunun tamamını “para iadesi” adı altında müşterisine veriyor. Bu sayede aslında alışveriş yapan müşterinin hiç hesabında olmayan bir para yaratılmış oluyor.
Avantajix bu hizmetini sadece üyelerine veriyor. Üyelik bedava. Eğer alışveriş olursa, para iadesinin ilk 10 Lirası senelik hizmet bedeli olarak kesiliyor. Alışveriş olmazsa zaten hizmet bedeli olmuyor. Güçlü Kayral Avantajix’in müşterilerine hiçbir zaman kredi kartı sormadığını, bu yıllık hizmet bedelini de ilk alacakları para iadesinden kestiklerini ve gerisini müşterilerine ödediklerini anlatıyor.
Avantajix’i tanıdıkça sistemin ne kadar enteresan olduğunu da fark ediyoruz. Üzerinden arkadaşınızı çağırınca ödül alabiliyorsunuz. İsterseniz para iadesini kendiniz almayıp bir hayır kurumuna bağışlayabiliyorsunuz. İnternet şüphesiz sürekli yenilik ve fırsatlar dünyası demek.